Tüm Yazılar

Sedat Tüze işkenceyi 1980'de değil, 2014'de gördü

  • 2014-04-14 16:07:33 Tarihinde Yazıldı

Gebze Belediyesi eski Başkanı Sedat Tüze’nin vefatını ilk yanılmıyorsam Nefes Haber Ajansı duyurup genele de pas etti. Kurduğu “haber”de, “…12 Eylül darbesi ile görevden alınmış ve işkencelere maruz kalmıştı” ifadesi de yer aldı. Halbuki Tüze ile geçtiğimiz yıllarda yaptığım bir röportajda kesin bir dille ifade etmişti: “Gözaltına alındım. Sorgulandım. Ama işkence görmedim.”

Kendi hafızamdan şüphelenmeye başladığım esnada Demokrat Gebze’den Cengiz Akgün bir süre önce yaptığı bir röportajı Tüze’nin anısına siteye yeniden koydu. Bir paragraf alıntım şöyle: 12 Eylül 1980 sabahı polis ve askerlerin evine geldiğini söyleyen Tüze, “Evimde ki arama da iki tane kitap buldular. Birisi, ‘Sosyalizm nedir?’ öteki ise, ‘Sosyalizm açısından kadın’. Her iki kitapta yasal ve satışı serbestti. Ancak bu benim gözaltına alınışım için gerekçe olarak gösterildi.  Daha sonra beni Gebze kışlasına götürdüler. Askeri kışlada kaldığımda psikolojik baskı gördüm ama öte tarafta işkence görenlerin seslerini duyabiliyorduk. Bana hiçbir kötü muamele yapılmadı. Benimle ilgili bir başka suçlama ise belediyenin Osman Yılmaz Mahallesi Mezarlığı’nın yanındaki su deposunda bulunan 30 kiloluk dinamitlerle ilgiliydi. Bu dinamitleri sordular bana, bunlarla ne yapacaktın diye sordular. Bende dinamitlerin  taş ocağında polisler tarafından bulunduğunu ve savcılık tarafından muhafaza edilmesi için belediye ye gönderildiğini söyledim. Daha sonra söylediklerimin doğru olduğu savcılığın yazısı ile ortaya çıktı” dedi.

Meseleyi önce okur ölçeğinde sorgulamak lazım. Bir gazete okuru bir taraftan bir “gazete”nin haberinde işkence gördüğünü okurken diğer taraftan bir gazetenin haberinde Sedat Tüze’nin ağzından, “İşkence görmedim” ifadesini okumaktadır. Şimdi o okur bu temelde Gebze basınının geneline dair ne düşünür: “Güvenilmez.”

İşte bu mesleği bilmeyen çıbanların Gebze basınına verdiği, bir türlü onarılamaz yaralarının yanı sıra bir ölüye saygısızlık herhalde ancak böyle yapılabilirdi. Ne uğruna: İnternette yayınlanan haberde tık sayısı uğruna. Tam bir neo liberal, tam bir vahşi kapitalist pratiği. Hadi sayenizde meslek ayaklar altında. Paralı habercilik ile, bünyenizde barındırdığınız tetikçiler ile, gittiği yemekli toplantıda fotoğraf makinesine kaz etini bulgurlarını itinayla ayıklayıp yerleştiren üstelik “duayen” olduğunu iddia eden “gazeteciler”i ısrarla barındırarak kurumunuzun ve o gibi tiplerin şahsında şahsınızın kuyruğunu teneke bağlattınız. Hala farkında değilsiniz de masa başından atmasyon “habercilik”in de bir adabı var canım. Hadi bu mesleği kendinize benzettiniz. Ölüden ne istediniz. Ölü üzerinden “tık” uğruna asılsız haber yazıp üstelik defnedildiği gün kemiklerini sızlattınız. Israrla gazeteci olduğunuzu iddia edip bu mesleği çok biliyorsunuz ya. Bir “düzeltme” metni geçmek bile ağrınıza gitti değil mi? Ayıp yahu, tek kelime ile ayıp. Varsa ar damarınız, utanın. Gazetecilerden değil, ölüden ve Tüze ailesinden utanın!

O dönemde gerçekten işkence gören, ağır bedel ödeyenlerden utanın. Siz onların, o güzel o idealist insanların çektiği eziyeti bile bir tanımla ranta, tık sayısına çevirmenin hedefinde olabilirsiniz ama hiç olmazsa onlardan utanın.

Sedat Tüze, 12 Eylül’de gözaltına alındı, sorgulandı ama işkence görmedi. Siz “tık” sayısı uğruna “işkence gördü” diye yazarken asıl işkencecileri öldüğü gün sizler oldunuz. Üstelik bir güzel insan üzerinden bu ahlaksızlığı yaptınız.

Sedat Tüze, 1980’de işkence görmedi. İşkenceyi 2014’te, üstelik defnedildiği gün gördü. Öldüğü gün ilk işkencecileri, “İşkence gördü” diye “haber” servis edenler oldu. Defnedildiği gün de gerek CHP önündeki anması gerekse cenaze töreni esnasında kimi katılımcılar şahsında gördü. İsimleri lazım değil ama tarifleri şöyle:

“Çok sosyalist geçinip bir dönem ÖDP’de de aktif siyaset yapan, emek hareketine aleni hakaret eden sendikacıyı alt kimliğinden esasla savunan, oradaydı.

Biri ‘gazeteci’ biri siyasetçi iki tip oradaydı. Birbirlerine bir dönem ne küfrettiler ama sonra birden kanka kesildiler. ‘Gazeteci’ sövdüğü siyasetçiden nemalanınca kankası oldu. Ama siyasetçi de onu kankası kabul etti. Bir tek şunu anlamadım. ‘Gazeteci’, Sedat Tüze’ye de sağlığında az sövmemişti. Rahmetli malum yem tüccarlığından geçindirdi ailesini, büyüttü çoluk çocuğunu. Demek ki ‘gazeteci’ ile kanka olacak bütçesi yoktu. O ‘gazeteci’ ile o siyasetçi de cenazedeydi.

Rahmetli öldüğü gün de, defnedildiği gün de ne işkence gördü. Aha da yazdım. Asıl işkenceyi iki gün içinde gördü. Halbuki hiç ama hiç hak etmedi.

Nur içinde yat, ışıklar içinde yat kızım Deniz’in Sedat Amcası, benim Sedat Abim. 12 Eylül’de işkencenin direğinden döndün ama yine “işkenceci”lere yıldızlara karıştığın, toprağa eriştiğin süreçte yakalandın.  Işıklar içinde yat…


Tüm Yazıları

  • Karaosmanoğlu’na 12 bin lira borçluyum

    2014-04-23 16:00:57 Tarihinde Yazıldı
    Karaosmanoğlu’na 12 bin lira borçluyum

    İnsanların hayatlarında inişli çıkışlı evreler vardır. Her gün, hafta, ay veya yıl hep dilediğimiz gibi geçmez. Zaten sıkıntıları, üzüntüleri yaşamasak mutluluğun tadını alamayız. Yaşadığımız her gün mutlu, keyifli geçip günler hep yolunda gitse yaşadığımız şeylere, ‘Mutluluk’ adını veremeyiz çünkü adının mutluluk olduğunu dahi bilemeyiz. Şahsım adına öylesi bir e

    // DEVAMI
  • Sedat Tüze işkenceyi 1980'de değil, 2014'de gördü

    2014-04-14 16:07:33 Tarihinde Yazıldı
    Sedat Tüze işkenceyi 1980'de değil, 2014'de gördü

    Gebze Belediyesi eski Başkanı Sedat Tüze’nin vefatını ilk yanılmıyorsam Nefes Haber Ajansı duyurup genele de pas etti. Kurduğu “haber”de, “…12 Eylül darbesi ile görevden alınmış ve işkencelere maruz kalmıştı” ifadesi de yer aldı. Halbuki Tüze ile geçtiğimiz yıllarda yaptığım bir röportajda kesin bir dille ifade etmişti: “Gözaltına alındım. Sorgulandım. Ama işkence görmedim.&rdq

    // DEVAMI