Tüm Yazılar

Her Eylülde

  • 2017-09-22 16:55:10 Tarihinde Yazıldı

Kimsesiz bir çocuk gibi, gelip kapımıza dayandı sonbahar...

Onu içeri almaktan başka yapacak ne var?

 

Ölümün, yaşamla aramızdaki en dar köprü olduğunu düşünürüz. Ama, o, dar bir köprü değil, geniş bir cadde olduğunu bizlere her fırsatta hatırlatır. Ölüm, hem yaşamlarımızdan her zaman uzak tutmaya çalıştığımız kötü bir insan gibidir. Hem de bizleri hiç yalnız bırakmayan sadık bir dost gibi, yaşamlarımızdaki en güzel köşeye gelir yerleşir...

"Bu güzel sonbahar mevsiminde, yaz artık etkisini yitirmeye başlamışken, ölüm de nereden çıktı?" diye düşünenlerimiz olacak elbette. Ama, yaşam nasıl varsa ve devam ediyorsa, hiçbir şeye aldırış etmeden, ölüm de var ve o da hiçbir şeye aldırış etmeden devam ediyor kendi yoluna.Ölüm ve yaşam, hiçbir zaman, etraflarında olup bitene aldırış etmeden kendi yaşamlarına devam ediyor.

Bizleri yaşama bağlayan nedenleri şöyle bir düşünelim...

Ne kadar da az olduğuna tanık olup hayrete düşeceğinize eminim.

Kimimizi yaşama, bir dost bağlar...

Kimimizi, çaresiz bir çocuktur yaşama bağlayan...

Kimimiz, yalnızca sevda adına yaşarız. Sevgilimizin gözleridir yaşamda tutunmak zorunda bırakan bizleri... Ya da kokusu, sesi...

Kimimizin yaşamaktan başka yapacak hiçbir şeyi yoktur... Öylesine, kuru kuruya yaşar gideriz... Ama, yine de ölüm, kapımızı, hiç çalmasın isteriz...

Yaşam, garip duygularla besler bizi. Ölüm, düşlerimize yansır. Gölgesi, kendisinden uzak olduğu için, yaşama baktığımız her pencereden onu görürüz...

Onu, yaşama baktığımız her pencereden görsek bile, yolumuza devam eder, içimizde bıraktığı o garip ürpertiye alışmaya çalışırız...

Yanımızda, yanıbaşımızdadır ölüm...

Şahdamarımızda...

Aniden ölüverir insan...

Aslında her an beklenen bir şeydir bu...

Ölüm, yaşamla burun buruna yaşar hep...

İnsan aniden ölünce...

Birden her şey değer kazanır...

O yaşarken hiç kazanamadığı değer, ölünce birdenbire oluşuverir kendiliğinden...

Son sözler, son bakışlar, son tembihler, son hatıralar ve son hediyeler, saklandıkları yerlerden çıkıverir.

"Bana en son bunu almıştı"lar, "Bana en son şunu anlaşmıştı" lar havada uçuşur...

Sonra, her şey yerini engin bir pişmanlığa bırakır...

Giden, ardına bakmadan çekip gider çoğu zaman...

Kalan, kısa süren bir üzüntü, pişmanlık ve keşkelerin ardından, yine kendi dünyasının hay huyu içinde yaşamaya devam eder.

Ama yine de...

Yaşamak gerekir, ölüme inat, ölümün varlığına inat... Onun var olduğunu bilerek, kokusunu ve sesini hissederek... Sonsuz bir bahçede zevk almak gerekir yaşamaktan yine de...

Evet, ölüm var... Yaşam da var ama...

Bizlere düşen, ölümün varlığını unutmadan yaşamın güzelliklerine tutunabilmektir hiç şüphesiz...

Bizi yaşama bağlayan neden ne olursa olsun, ona sıkı sıkıya bağlanmak gerekir.

 

Kimsesiz bir çocuk gibi, gelip kapımıza dayandı sonbahar...

Onu içeri almaktan başka yapacak ne var?...

 

 


Tüm Yazıları

  • Her Eylülde

    2017-09-22 16:55:10 Tarihinde Yazıldı
    Her Eylülde

    Kimsesiz bir çocuk gibi, gelip kapımıza dayandı sonbahar... Onu içeri almaktan başka yapacak ne var?   Ölümün, yaşamla aramızdaki en dar köprü olduğunu düşünürüz. Ama, o, dar bir köprü değil, geniş bir cadde olduğunu bizlere her fırsatta hatırlatır. Ölüm, hem yaşamlarımızdan her zaman uzak tutmaya çalıştığımız kötü bir insan gibidir. Hem de bizleri hiç yal

    // DEVAMI
  • KİRLİLİK

    2017-09-07 10:18:19 Tarihinde Yazıldı
    KİRLİLİK

    Hızla kirlendi her şey… Herkes… Büyük bir hızla… İnsanlar kirlenince, şehirler de kirlendi… Şehirler kirlenince, yürekler ister istemez karardı… Gökyüzü bunaldı… Şiirler, çekinir oldu, ardı ardına dizelere dizilmekten… Denizler, coşmaktan çekinir oldu… Çocuklar, koşmaktan… Yüreklerimiz, bedenlerimize sığmaz oldu, kirlendikçe sevdalar&hellip

    // DEVAMI
  • KASET

    2017-08-26 14:11:08 Tarihinde Yazıldı
    KASET

    Yaşı uygun olanlar bilirler, kaset, bir zamanlar, herkesin hayatında önemli yer tutardı. 45’lik, 60’lık, 90’lıkları vardı… Şimdiki cd’ler gibi çizilmez, ses vermek için nazlanmazdı. Arada sırada, arıza yapsa bile, bir kalem yardımıyla, atan kısım sarılır, yeniden yeniden çalınırdı. Sevgililer, birbirlerine söylemekten çekindikleri şeyleri, şarkıların ve şarkıcıların yardımıyla, karış

    // DEVAMI
  • İBİŞ’İN RÜYASI

    2017-08-12 10:59:29 Tarihinde Yazıldı
    İBİŞ’İN RÜYASI

    Usta oyuncu Naşit Özcan’ın yaşamını anlatan, yazarı Tarık Buğra’ya ödüller ve başarı kazandıran harika bir oyundur “İbiş’in Rüyası”…   Uzun yıllar boyunca Devlet Tiyatroları’nda oynamış, güzel bir hayalin kapılarını, İbiş’in çaresizliğine açmış, enteresan bir oyundur da aynı zamanda. Burada, amacım, Türk Tiyatro tarihinden bahsetmek değil elbette, bunu, Tü

    // DEVAMI
  • DEVLETİN VARLIĞI VE BAĞIMSIZLIĞINI...

    2017-08-09 11:02:18 Tarihinde Yazıldı
    DEVLETİN VARLIĞI VE BAĞIMSIZLIĞINI...

    Milletvekili... Genel olarak, seçimle yasama meclisine tayin edilen kimse... Önceleri, "milletvekili" yerine, "Milletçe gönderilmiş kimse" anlamına gelen, mebus kullanılmaktaydı... Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, milleti temsil ederler... Türkiye Büyük Millet Meclisi  üyeleri, göreve başlarke

    // DEVAMI
  • SONSÖZ

    2017-06-22 13:19:29 Tarihinde Yazıldı
    SONSÖZ

    Hiç şüphesiz, yaşamak üstüne, ölmek üstüne, sayısız yazı yazılmıştır, bugüne değin. Sayısız yazı, sayısız şiir, sayısız şarkı… Kimimiz, yaşamın ipine sarılırız sıkı sıkıya… Yolunda gitmeyen her şey, itici güç olup, daha da ayakta tutar bizi. Yılları ve koca bir yaşamı, yaşamın ipine inatla asıla asıla yaşarız. Yaşamın ipine asılı kalmak için, şiirler yazarız. Sah

    // DEVAMI
  • Terazi

    2017-06-11 15:32:16 Tarihinde Yazıldı
    Terazi

    A’sını K’sini B’sini çok da anlamadım hayatın. Hangi harfine tutunduysam elimde kaldı. Kimi zaman, buna hiç aldırış etmeden, yürümeye devam ettim. Kimi zaman da tökezledim.  Yürüdüğüm ve tökezlediğim her yol, beni kendime çıkardı. Çıkmaz bir sokakta, yalnızca kendine göçen, çıplak bir duvar gibi kalakaldım. Sıvasız, boyasız, çırılçıplak bir du

    // DEVAMI
  • Çıkamadığım yolculuklarda

    2017-04-05 16:33:47 Tarihinde Yazıldı
    Çıkamadığım yolculuklarda

                                                                -hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka/                          &

    // DEVAMI
  • ÇIKAMADIĞIM YOLCULUKLARDA

    2017-04-05 09:56:33 Tarihinde Yazıldı
    ÇIKAMADIĞIM YOLCULUKLARDA

                                                                -hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka/                                      &nbs

    // DEVAMI
  • SUSTALI MAYMUN

    2017-03-02 10:07:29 Tarihinde Yazıldı
    SUSTALI MAYMUN

    Başımı kaldırdım… Bakındım sağıma, soluma… Önüme, ardıma… Sustalı maymunların çokluğu bir kez daha düşündürdü beni kara kara… Şöyle alıcı gözle bakınca… Düğmelerle donatılmış, isteğe göre zıplayan, tepki veren , cümle aleme ,durmaz diye ilân edilen ama isteğe göre kuzu kuzu duran ne çok sustalı maymun varmış meğer yaşamımızda… Onl

    // DEVAMI
  • Başpare

    2017-01-18 17:52:40 Tarihinde Yazıldı
    Başpare

    Yazı yazanlar bilirler… Kimi zaman koca bir yazı yazarsınız… Ama yazıya bir başlık bulamazsınız… Kimi zaman da bunun tam tersi olur. Başlığı bulursunuz ama başlığın altını dolduracak yazıyı yazmak için kıvranır durursunuz… Haftalardır kıvranıyorum ben de… Başlık hazır… “BAŞPARE”… Ama, gel gelelim, “Başpare” nin anlamına değer bir yazı, bir türlü gelmiyor kal

    // DEVAMI
  • Bu mızrak hangi çuvala sığar?

    2016-12-02 11:54:01 Tarihinde Yazıldı
    Bu mızrak hangi çuvala sığar?

    4 Mart 1924’de halifelik kaldırıldı.  Öğrenim Birliği Yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) çıkarıldı. 8 Nisan 1924’de Şeriye Mahkemeleri de tarihe karıştı. Cumhuriyet devrimi yürüyordu. 30 Kasım 1925’de Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılmasına dair kanun onaylandı.  Hiç kuşkusuz Bektaşi  tekkeleri de benimsenen yasanın kapsamına giriyordu.  Bu durumda ortaya çıkan soru şudur: 23 Aral

    // DEVAMI
  • Ben olabilmeni isterdim

    2016-10-14 11:57:01 Tarihinde Yazıldı
    Ben olabilmeni isterdim

    “Ben miyim ben, sen misin sen, ben mi sen,   Ben miyim, sen sensin elbet, sen de ben,   Ey hatemli yâr, seninle bir hoşum   Sen mi bensin, ben mi sen, geç şüpheden” der Mevlâna, sevgilisine.  Ne güzeldir, karışabilmek birbirine. Ne güzeldir, senlik benlik düşünmeden, biz olmanın güzelliğinde çoğalabilmek. Bir tek ruh, bir tek yürek olarak yaşayabilmek, ne güzeldir. Aynı gö

    // DEVAMI
  • Eşeklik üstüne

    2016-10-03 18:11:33 Tarihinde Yazıldı
    Eşeklik üstüne

    Eşek üstüne, eşeklik üstüne söylenmemiş atasözü ve deyim, yazılmamış yazı ve şiir yok gibidir…   Neden mi?...   Ulusça, eşeği ve eşekliği severiz de ondan…   Başka ulusların dillerine bu kadar yerleşmiş midir eşek ve eşeklik?   Hiç sanmıyorum…   Yardım etmeyi severiz ulusça. Hatta bunu kimi zaman abartır, yardım ettiğimiz insanlardan sorumlu devlet bakanı gib

    // DEVAMI
  • Yarı Kör

    2016-09-19 16:05:08 Tarihinde Yazıldı
    Yarı Kör

    YARI KÖR   Akşam… Yarı aydınlık… Sonrası karanlık… Güzel sözcükler gibi, geçip gitsin isterken, acı dualar gibi kanatarak geçti… Akşamı gibi gecesi de, kimsesiz bir yaranın, sessiz sessiz sızlaması gibiydi… Yollardan geçersin… Denizlerden geçersin… Geceler gündüzler, düşlerine çarpa çarpa geçer… Düşlerini kimse dinle

    // DEVAMI
  • 21 GÜZ YAPRAĞI İÇİN EYLÜL KAYGISI…

    2016-09-05 11:27:06 Tarihinde Yazıldı
    21 GÜZ YAPRAĞI İÇİN EYLÜL KAYGISI…

    Bütün hüznüyle bir anda geliverdi güz… Bütün hüznüyle ruhlarımızı, yüreklerimizi, büyük bir acele ile hemen etkisi altına alıverdi… Kalemim, güz mevsiminin verdiği bu büyük acıyı yazmamakta direndi… 21  fidan, birer güz yaprağı gibi  dün gece sessiz sedasız toprağa düşüverdi… Aslında hiç şaşırmadık değil mi?... Nasıl da alı

    // DEVAMI
  • ÜLKEMİN EFENDİLERİ

    2016-08-29 09:08:19 Tarihinde Yazıldı
    ÜLKEMİN EFENDİLERİ

    Midem bulanıyor... Hem de feci şekilde... Hayır, hayır, hastalıktan değil... Bu bulantı, etrafımızı saran, giderek içimize işlemeye çalışan çürümüşlük kokusundan... İnim inim inleyenlerin sesi, kısıldı artık bağırmaktan... Çaresizlikten kıvrananlar, -köşe başları kendilerine kalsın diye- köşe başlarında başı büyükler tarafından ezildiler... Darda olanların başı, neredeyse koptu ko

    // DEVAMI
  • AÇIK

    2016-08-13 09:41:24 Tarihinde Yazıldı
    AÇIK

    Açık sözcüğü kadar, ucu açık bir sözcük daha tanımadım… Bunu açıkca söylemekten de çekince duymam… Bazen yüreğimiz açıktır sevdaya… Bazen açıktır gözümüz, yeryüzündeki tüm oyunlara… Bazen  yolumuz açıktır… Çok da önemli değildir nereye gittiğimiz yolumuz açıksa eğer… Bazen acımasızdır y

    // DEVAMI
  • ÖNÜM/ ARDIM/ SAĞIM/ SOLUM/ HÖDÜK

    2016-08-03 13:49:33 Tarihinde Yazıldı
    ÖNÜM/ ARDIM/ SAĞIM/ SOLUM/ HÖDÜK

                                                                    -Ötüyor her taşın altında bir dilli düdük/                                 &nbs

    // DEVAMI
  • KAVGA VE BARIŞ

    2016-07-22 10:01:42 Tarihinde Yazıldı
    KAVGA VE BARIŞ

    İnsanlık tarihine şöyle bir göz attığımızda, kavgaların, kan kokan savaşların terazinin kefesinde daha ağır bastığını görüyoruz. Yerleşik düzen kurulmadan önce, hayvanlarını önüne katanlar yeni ve daha verimli alanlar bulmak amacıyla kendilerine engel olmak isteyenlerle ölüm kalım savaşına girmişler,  yurtlarını ellerinden alıp onları oradan sürmüşler ya da tutsak edip  her türlü

    // DEVAMI
  • Bayram Sonrası

    2016-07-10 12:20:45 Tarihinde Yazıldı
    Bayram Sonrası

    BAYRAM SONRASI   Bilmem size de olur mu? Bazen bir filozoflaşırım ki... Sormayın gitsin... Enine boyuna düşünürüm...Etliyi sütlüyü düşünürüm...Vuranı, vurduranı, vurulanı düşünürüm...Ezeni, ezileni düşünürüm...Satanı, alanı, çalanı düşünürüm... Dedim ya... Düşün düşün... Nedir işin ? Bayram sebep oldu, "gözlerin

    // DEVAMI
  • BASINA SALDIRIN(!)

    2016-06-29 17:57:11 Tarihinde Yazıldı
    BASINA SALDIRIN(!)

    Moda oldu neredeyse. Sebepli sebepsiz her şeyde basına saldırmak moda oldu. İşini yapmaya çalışan her kesim gibi, gazeteciler de nerdeyse yolunda gitmeyen her şeyde odak noktası… Bir trafik kazası… Ölüler yaralılar bir tarafa dağılmış. Aman ha, ölüler ve yaralılarla uğraşmayın sakın, yardım etmek için gayret göstermeyin, ambulans falan çağırmayın (!)… Hemen ve vakit kaybetmeden, görünt

    // DEVAMI
  • SUÇ

    2016-06-24 13:15:42 Tarihinde Yazıldı
    SUÇ

    Daha önce onu pencerede gördüğüm olmuştu. Tek tük… Belli belirsiz… Varla yok arası… Pencereyle perdenin arasında kaybolmuş… Hep solgun… İncecik… Titriyor gibiydi… Ama  dün gece hepsinden farklıydı pencerede duruşu… Gökyüzüne bakıyordu… Gülümser gibiydi… Ben de başımı kaldırıp onun baktığı yere baktım… Kapkara gökte ı

    // DEVAMI
  • BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ...

    2016-06-20 12:28:37 Tarihinde Yazıldı
    BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ...

    Sokak aralarında büyüdük... Tozlu sokak aralarında. Asfalt yüzü görmemiş, toztoprak içinde... Akşam, toz içinde gidip, evden dayak yememiz de sırf bu yüzdendi. Top oynayacağız, diye toza toprağa bulanırdık. Sonrası malum... Ağaçlar vardı bizim çocukluğumuzda, büyüdüğümüz sokaklarda. Haylazlıktan tepesine çıkıp, düşünce kolumuzu kırdığımız... Yapraklarını

    // DEVAMI
  • 2016-06-20 12:27:11 Tarihinde Yazıldı

    BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ...   Sokak aralarında büyüdük... Tozlu sokak aralarında. Asfalt yüzü görmemiş, toztoprak içinde... Akşam, toz içinde gidip, evden dayak yememiz de sırf bu yüzdendi. Top oynayacağız, diye toza toprağa bulanırdık. Sonrası malum... Ağaçlar vardı bizim çocukluğumuzda, büyüdüğümüz sokaklarda. Haylazlıktan tepesine çıkıp, düşünce ko

    // DEVAMI
  • 2016-06-20 12:26:22 Tarihinde Yazıldı

    BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ...   Sokak aralarında büyüdük... Tozlu sokak aralarında. Asfalt yüzü görmemiş, toztoprak içinde... Akşam, toz içinde gidip, evden dayak yememiz de sırf bu yüzdendi. Top oynayacağız, diye toza toprağa bulanırdık. Sonrası malum... Ağaçlar vardı bizim çocukluğumuzda, büyüdüğümüz sokaklarda. Haylazlıktan tepesine çıkıp, düşünce ko

    // DEVAMI
  • Bizim çocukluğumuz...

    2016-06-20 12:16:29 Tarihinde Yazıldı
    Bizim çocukluğumuz...

    Sokak aralarında büyüdük... Tozlu sokak aralarında.  Asfalt yüzü görmemiş, toztoprak içinde... Akşam, toz içinde gidip, evden dayak yememiz de sırf bu yüzdendi. Top oynayacağız, diye toza toprağa bulanırdık. Sonrası malum... Ağaçlar vardı bizim çocukluğumuzda, büyüdüğümüz sokaklarda. Haylazlıktan tepesine çıkıp, düşünce kolumuzu kırdığımız... Yaprakların

    // DEVAMI
  • Sözcüklerin anlamı

    2016-06-14 10:05:51 Tarihinde Yazıldı
    Sözcüklerin anlamı

    SÖZCÜKLERİN ANLAMIGünlük konuşmalarımızda yüzlerce sözcük kullanırız... Kitap, dergi, gazete gibi basılı yayınlar da sözcüklerden oluşur. Anlatmak istediğimiz duygularımızı, düşüncelerimizi sözcükler aracılığı ile yansıtıyoruz.Duyduğumuz veya okuduğumuz sözcükler de karşı tarafın duygularını ve düşüncelerini bize aktarır, yansıtır.Sözcük; " Anlamı olan ses veya

    // DEVAMI
  • Cennet insanın yüreğinde

    2016-06-06 13:53:07 Tarihinde Yazıldı
    Cennet insanın yüreğinde

    Benim, dini içerikli bir yazı yazma iddiam kesinlikle yok. Bırakalım bunu, dini iyi biliyorum diyenler yapsınlar.  Biz de onların dediği yoldan gidelim yeter. Bizim muhakeme yapmamıza, fikir yürütmemize, Tanrı'nın bize verdiği akıl ve mantığı kullanmamıza hiç gerek yok (!) İnsanlar içinde böyle kişiler olmasaydı, anne kucağındaki küçücük çocukları günlerce aç,susuz bırakıp, sonra da o

    // DEVAMI
  • NEDEN YAZIYORUM?

    2016-05-27 14:03:39 Tarihinde Yazıldı
    NEDEN YAZIYORUM?

    Zaman zaman, başımı ellerimin arasına alıp düşünürüm: “Neden yazıyorum?” diye… “Neden yazıyorum?” diye sorarım kendi kendime… Yazmak, yüreğimde atan en sağlam damardır… Yazmak, vücudumdaki en derin çocukluk izi, beynimdeki en güzel direniştir. Kalemin kâğıtta çıkardığı ses, en sevdiğim türküdür… Başım, ellerimin arasındayken, neden yazdı

    // DEVAMI