Emine Özcan ilk kez anlattı

  • 0000-00-00 00:00:00 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Emine Özcan ilk kez anlattı

Bu fotoğraf Emine Özcan için çok büyük bir anlam ifade ediyor. Çünkü O, hayatının büyük bölümünü kadınların sesi olmak için harcadı. Özellikle siyasette kadınların var olma savaşının bir sembolü oldu.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun duruşmasına giderek, ‘kadın dayanışması’ örneği sergileyen Emine Özcan’ın elindeki, ‘Kadın yılmıyor beyler, uğraşmayın’ sözü ise aslında kendi hayatının da bir özeti gibiydi.

1951’de Zonguldak’ta doğan, eğitimini Zonguldak, Sinop ve Çayırova’da tamamlayan Emine Özcan, 1973 yılına kadar memur olarak çalıştığı hayatının dönüm noktasını siyasete girdiği dönem olarak görüyor.

Emine Özcan ile dünden bugüne siyasi hayatını, ideallerini ve bundan sonraki hedeflerini konuştuk.

RÖPORTAJ : LEVENT ALTUN

O GÜN KARAR VERDİM, ‘BELEDİYE BAŞKANI OLACAĞIM’ DİYE…

 

-      Siyasete ne zaman girdiniz?

-      1985 yılında girdim

-      Hangi parti?

-      O zamanlar SODEP vardı. Sonraları Halkçı Parti ile birleşerek SHP oldu.

-      Siyasete girmenize nasıl karar verdiniz? Neden girdiniz?

-      Bir kız çocuğu, midesi yıkanamadığı için dispanserde kucağımızda öldü. Bu olay beni çok üzmüştü. Bir başka gün yine bir yaralı getirildi dispansere. Trafik kazası geçirmiş, yüzü gözü kan içinde. Devlet hastanesini aradım, doktor yok, ambulans yok. Polisi aradım, araçlar devriyede. Belediyeyi aradım, aynı. Biz idari memuruz, elimizden bir şey gelmiyor. Sonra taksi çağırdım. Yaralıyı taksiye koyup, taksiciye de ‘Direk Numune hastanesine götürün’ dedim. İçim o kadar acıdı ki, ertesi gün ‘belediye başkanı olacağım’ dedim. Halk sahipsiz, ilgisiz…

-      Yani belediye başkanı olmak hedefiyle siyasete girdiniz?

-      Evet, o olaydan sonra öyle düşündüm.

-      Peki sonra?

-       SODEP’e üye oldum. O zamanlar ilçe başkanı rahmetli Erol Gürlü. Üyelik formunu doldurup kendisine verdim. İlk kadın kolları başkanlığını kurarken 5 kadın ile kurduk. Çok zor yıllardı. Sonra ilçe yönetimine girdim.

-      Başkanlığa aday oldunuz mu peki?

-      İlk yerel seçimde Bülent Atasayan’ın karşısında aday adayı olmaya karar verdim. O bana demişti ki, ‘Genel merkez aday belirleme yetkisini yönetim kuruluna verdi. Bunlar benim kader arkadaşım. Ben dururken seni aday yapmazlar. Ama bu sefer sen bana destek ol, bir dahaki sefer inşallah muvaffak olursun. Gerçekten de yönetim kurulu Bülent Atasayan’ı seçti, başkan adayı o oldu”

EŞİM VE BABAM TÜZE’Yİ, BEN ATASAYAN’I DESTEKLEDİM

 

-      Siz ne yaptınız?

-      Ben Atasayan’ı destekledim. Babam ve eşim ise Halkçı Parti adayı Sedat Tüze’yi desteklemişti.

-      Babanız ve eşinizle ters düştünüz yani?

-      Aday yapılmadığım için destek vermemezlik yapamazdım. Aday olmasam da Atasayan’ı ve SODEP’i destekledim. Seçimi de kazandık.

-       

38 ERKEĞE KARŞI 1 KADIN…

 

-      Sizin için siyaset bundan sonra nasıl şekillendi?

-      HP ve SODEP birleşti, SHP oldu. Ben de kendimi tamamen siyasete verdim. 1991 yılında genel seçimlerde milletvekili adayı oldum. 38 erkek arkadaşım ile yarıştım. Ben 4’üncü sıradaydım. Tek kadın aday olarak. İlk 3 sırada Gülabi Kaya, Kenan Koçak ve Sedat Tüze vardı. Hiçbirimiz kazanamadık. Partimiz barajı bile aşamadı yanlış politikalar yüzünden.

-      Sonra?

-      Siyasi mücadelem ve çalışmalarım artarak devam etti. SHP’de Parti Meclisi üyesi oldum. PM üyesi iken Zonguldak, Kastamonu, Ordu, Sinop, Giresun, Trabzon, Rize, Erzurum illerinde çalıştım, Divan başkanlıkları yaptım. Hatay müfettişi oldum. Türkiye’nin birçok şehrinde görevler aldım.

 

BAKAN ÖNAY ALPAGO’YU BÜYÜLEYEN KONUŞMA

-      Siyaset sizin için ne ifade ediyordu?

-      Siyaset insan demekti. En çok da kadın. Kadınların sesi olmayı, haklarını savunmayı hedefledim. Kadınlar gerçekten de hayatın birçok alanında eksik ve geri kalmış. En çok da siyasette.

-      Ne anlatıyordunuz insanlara?

-      Bir gün dönemin Devlet Bakanı Önay Alpago ile İstanbul Avcılar’da büyük bir salonda kadın toplantısına katıldık. Bana, ‘Konuşur musun?’ dedi. Aldım mikrofonu elime. Konuştum. Salon adeta yıkıldı. Hatta bir şiir okudum orada. 12 Eylül’den sonra cezaevinde yatan eşim için bir şiir yazmıştım.

-      Hangi şiir?

-      Sen bir çiçeksin solacak sanmasınlar

Ömrünü zindanda geçirecek sanmasınlar

Ezdik yıprattık diye demokrasiden vazgeçecek sanmasınlar

Güçlendik geliyoruz, pes ettik sanmasınlar

-      Sonra ne oldu?

-      Bakan Önay Alpago, Maçka Oteli’nde Genel sekreter Cevdet Selvi’ye beni göstererek dedi ki, “Bu Emine var ya, bir o kadar da yerin dibinde boyu var. Bir konuşma yaptı, hayran kaldım, salon inledi. Genel sekreter bana, ‘Hakikaten, il başkanı da öyle diyor. Sen millete ne söylüyorsun?’ diye sordu. Ben de dedim ki, ‘Yaşadıklarımı anlatıyorum, herkese dokunuyorum. Eşine, çocuğuna, ailesine, sorunlarına. O yüzden alkışlıyorlar, beğeniyorlar.”

 

-      GEBZE YÜZÜNDEN İSYAN BAYRAĞI AÇTIM

 

-      Siyasetteki öncelikleriniz ne oldu?

 

-      Türkiye’nin birçok yerinde görev alsam da Gebze’nin haklarını savunmaya çalıştım hep. Gebze’ye önem vermedikleri gerekçesiyle bir dönem isyan bayrağı açtım.

 

-      Kadının durumu nasıldı?

 

-      Siyasette hep kadınların daha fazla yer alması için çabaladık. Örneğin hükümet ortaklığı kurduğumuz dönemde bakanlıklar atanacaktı. 13 PM kadın üyesi olarak toplanıp genel merkeze gittik. Kadından Sorumlu devlet bakanlığı için, hem örgütten gelen hem de bir kadın istiyoruz dedik. Önay Alpago’yu önerdik ve ilk kez milletvekili olmadan kadın devlet bakanı olmuştur Önay hanım.13 PM üyesi kadının başarısıdır bu.

 

-      Siz görev aldınız mı?

 

-      6 ay Bakan danışmanlığı yaptım. Yırtıcı bir siyasetçiydim, gözü arkada kalmıyordu. ‘Sen yaparsın’ diyordu. Eskişehir’de bir kadının başına gelen büyük bir sıkıntı vardı, bu yüzden tayin istiyordu ancak kimse çözemiyordu. Gittim Eskişehir’e Vali ile görüştüm. Kahveyi içene kadar yazıyı aldım, tayini yaptırdım. ‘Nasıl başardın?’ dediler. İnsanların sorunlarını kendi sorunum görerek dedim.

 

 

SHP-CHP BİRLEŞTİ, YENİ SÜREÇ BAŞLADI

 

-      Siyasetteki gelişmeler sizi nasıl etkiledi? 

-      Bir süre kendi işlerimizle ilgilendik. Manisa’da yaşıyorduk. Bir gün Manisa’da CHP’nin Manisa belediye başkan adayı Özgür Özel ile karşılaştık. Kendini tanıtmaya başladı. Bu durum bana yanlış geldi. Bir çalışma ekibi olmalı, sunumu onların yapması gerekiyordu. Bunu il başkanına söyledim. Bir gün beni çağırdılar ve dediler ki, ‘Manisa’da kadın kolları yok, çalışır mısınız?’ Olur, dedim. CHP Manisa Kadın kolları başkanı olarak çalıştım, çok zordu işimiz. 16 ilçesi vardı ve mesafeleri çok uzaktı. Sonra, bazı nedenlerden ötürü istifa ettim. Bir gün evde sohbet ederken, haber geçti. CHP Genel Merkez kadın kolları başkanı atandı diye. Ben de telefonla aradım, hayırlı olsun dedim. Uygun görürseniz, ben de yer almak istiyorum diye ekledim.

-      Nasıl karşıladılar?

-      Kabul ettiler. Kadın kolları genel merkez yönetim kurulunda görev aldım ve başladık çalışmaya. Güneydoğu’da Ağrı, Hakkari, Batman, Mardin, Urfa, Adıyaman illerinde görev verdiler. Kadın kolları kurma, kadınları örgütleme… 29 gün Güneydoğu’da çalışma yaptım.

-      Peki ya sonra?

-      6 ay sonra görevden aldı Kılıçdaroğlu ekibi. Baykal’ın ekibi diye görevden aldılar oysa değildik. Kılıçdaroğlu’na çalışmak istediğimi söyledim ama olmadı.

 

SİYASETTE ERKEKLER BENDEN KORKUYOR…

 

-      Siyaset, hayatınızda hep oldu anlaşılan…

-      Evet, çünkü insanlara yardımcı olmak, sorunlarını çözmek istiyordum. Özellikle de kadınların. Ancak hep erkeklerin korkusu haline gelmiş bir kadın oldum ben. Bu çalışmalar birilerini rahatsız etti.

-      Manisa’dan Çayırova’ya dönüş ne zaman oldu?

-      2013’lerde anne-baba vefat edince Çayırova’ya döndük. O zamanlar Çayırova ilçe başkanı Veysel Suludere’ydi. İlçe seçimleri yaklaşmıştı. İlçe başkanı yapalım dediler. Faydalı olmak için düşüneyim falan derken, 3 aday çıktı. Rasim Meriç ilçe başkanı oldu. 2 gün sonra gittim, “Artık ilçe başkanımızsın göreve hazırım” dedim. Oysa beraber hareket ettiğim kişiler, ‘Niye?’ dediler. Siyasette olması gereken bir şey dedim. Seçimde ekipçilik biter, partiye hizmet başlar. Bu parti bizim.

-      Siyaseti seviyorsunuz…

-      Evet, siyaseti seviyorum. İnsanlara yardımcı olmayı seviyorum. Kimin sorunu varsa ben orada olmalıyım. Bir ucundan tutma ihtiyacı hissediyorum.

-      Erkekler neden sizden çekiniyor?

-      Çünkü ben kimsenin güdümünde olmam.

 

HEP ÇELME TAKMAYA ÇALIŞTILAR…

 

-      Son seçimlerde Çayırova belediye başkan adayı olmayı düşünmüştünüz, neler yaşandı?

-      31 Mart seçimlerinde başkan adayı olacağım demiştim, o doğrultuda çalışıyordum. İsim yapmış bir siyasetçiyim, kendimi kabul ettirmeme gerek yok. Beni herkes biliyor ve seviyor. Yarışan adamlar dışında. Kadın siyasetçileri itip kakan bir erkek toplumu var. Onlara karşı çıkıp yanlışlarını yüzlerine vurabilecek bir siyasetçi oldum. Bu bizim sözümüzü dinlemez diye düşünüyorlar. Kontrol edilemez birisi. Benden iyi olacak aday benden çok çalışmalı. Benden çok oy alacak kim olursa adaylığımı geri çekerim. Bunu söyledim. Ama olmadı.

-      Siz aday olsaydınız?

18 bin Sinoplu seçmen var orada. Kadındım her kapıyı çalardım. O mahallenin kızıydım. Herkesi tanıyorlar. Sağcılar da bana oy verebilecek olmasıydı en güzeli…

 

İNSANLARIN DEMOKRATİK HAKLARINI ÇALIYORLAR

SONRA DİSİPLİNE VERİYORLAR

 

 

- Selahattin Kaya’nın adaylığını nasıl değerlendirdiniz?

- Ben, aday adaylık başvurusunu yapan tek kişiydim. Oysa ilçe başkanı Selahattin Kaya kriterlere uymadığı halde aday gösterildi.

- Partiniz tarafından disipline verildiniz. Neden?

- Mustafa Anaç’a destek veririm açıklaması yüzünden diye söylendi. İnsanların demokratik haklarını çalıyorlar sonra da disipline veriyorlar…

- Savunma verdiniz mi?

- Benim geçmişim savunma zaten. Vermedim.

 

CUMHURİYET KADINLARI DERNEĞİ…

 

-      Cumhuriyet Kadınları Derneği’ni ne zaman kurdunuz?

-      2015’lerde.

-      Neler yapıyorsunuz dernek olarak?

-      20 öğrenciye burs verdik, 20 kadına dikiş-nakış belgesi, 29 kadına iş edindirme belgesi aldırdık KOSGEB’den. İnsanları toplamak için etkinlik ve geceler düzenledik, toplanan paralarla çocuklara burs verdik. Çalışmalarımız devam ediyor.

-      Emine Özcan bundan sonra ne yapacak?

-      İnsanlara dokunmaya, sorunlarını çözmeye devam edecek. Siyasette ya da siyaset dışında. Kadınların sesi olmaya devam edecek.

-      Başarılarınızın devamını diliyoruz.

-      Teşekkürler…