Levent Altun yazdı

  • 2019-04-02 11:26:25 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

Siyaset futbola benzer.

Eğer yenilmişseniz, nasıl ve hangi şartlarda yenildiğinizin, rakibinizin kim olduğunun çok önemi yoktur.

İki futbol takımı karşılaştığında sahadaki skor önemlidir.

Takımların bütçesi, olanakları, maçın hangi koşullarda oynandığı, maçı kimin yönettiği, hangi takımın medya gücünün fazla, yandaşlarının çok olduğu önemsizdir.

Seçimlerde sonucu etkileyen iki temel husus vardır.

1-   Seçim bölgesinin kendine özgü yapısı.

2-   Adayın iyi, ekibinin ve örgütünün de uyumlu ve çok iyi çalışması.

Bu ikisi birleştiğinde seçimi kazanmak çok kolay.

İzmit’te Fatma Kaplan Hürriyet bunu başardı. İzmit seçmeni daha bilinçli ve kent yapısı olarak gelişmiş. Fatma Kaplan Hürriyet ve ekibi de çok çalışınca başarı da kendiliğinden geldi.

Gebze’de ise Ak Parti’nin kazanmasının en büyük avantajı birinci madde yani Gebze seçmeninin yapısı.

Yıllar önce dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Gebze’ye gelip, ‘Sizi il yapmayacağım’ dediğinde oy rekoru kırmıştı.

Sonra Gebze’yi 4 ilçeye bölüp il olmasını engellediler ve oy oranı iyice arttı. Beylikbağı’ndaki tapu sorunu, Gebze’nin ulaşım, trafik, çevre, kavşak, imar ve şehirleşememe gibi sorunlarına rağmen seçmen yapısı Ak Parti’ye yine ders değil ödül verdi.

Ak Parti’nin bir başka avantajı, iktidar olanaklarından yararlanmak isteyenlerin, kapısında nöbet tuttuğu bir parti şu anda.

Yol, park, asfalt, kaldırım, sinyalizasyon işleriyle uğraşan müteahhitlerinden tutun da, güreş, sünnet şöleni, konserler, tiyatrolar, festivallerden beslenen fotoğrafçı, organizatör, çiçekçi, sünnetçisine kadar…

Belediyenin finans sağladığı çeşitli kurs ve etkinliklerde görev yapanlardan tutun da, belediyenin her türlü masa-sandalye, çikolata, pasta, yemek börtü-böcek ihalelerinden nasiplenen esnaf kesimine kadar…

Hatta ve hatta Ak Parti’nin askeri haline gelmiş bazı mahalle muhtarları vasıtasıyla belediye olanaklarının ‘yardım’ adı altında dağıtılmasından nasiplenen kişilere kadar…

Ak Parti sayesinde belediyede ya da devletin kurumlarında müdür, yönetici ya da memur olan ve bu koltuklarını korumak isteyenlere kadar…

Kim ne derse desin, Ak Parti olağanüstü bir bütçe ve koltuk paylaşım mekanizması kurmuş ve bunu başarıyla sürdürüyor.

Aslında insanların korkusu, CHP gelse bu paylaşımı beceremez. Bu korkular yersiz değil çünkü muhalefette bile bu kadar kavga eden bir parti, bu kadar bütçeyi elinde bulundursa neler yapmaz değil mi?

Ak Parti’nin en önemli avantajı, ‘kol kırılır, yen içinde kalır’ düşüncesinin koşulsuz olarak yerine getirilmesidir.

CHP’de kavgaya sebep herhangi bir neden olmaksızın bile kavga ortamı eksik olmazken, Ak Parti’de ‘dananın kuyruğu kopacak’ nitelendirmelerinin yapıldığı ortamlarda bile çıt çıkmıyor!

Bakın Gebze’deki 29 belediye meclis üyesinin 28 tanesi değişti, bir tanesinden şikayet duydunuz mu?

Bir tanesi küsüp de partisine tepki gösterdi mi?

Hayır.

Hepsi canla başla seçim çalışmalarını yürüttüler.

CHP’li belediye meclis üyelerinin birini seçim çalışmalarında gördünüz mü?

Hayır.

Onlar da haklı çünkü. Kendi parti partilileri bile onları hırsızlıkla suçladı. Siz olsanız çalışır mıydınız?

Geriye ne mi kalıyor?

En önemli faktör, kuşkusuz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

Ak Parti’ye oy vermeyi aklından bile geçirmeyen ve tepkili seçmenler sırf Erdoğan için oy veriyor. Aslında Ak Partili seçmenler Zinnur Büyükgöz’e değil, Erdoğan’a oy verdiler. Seçmenlerin bir çoğuna sorsanız, Zinnur beyin ne iş yaptığını bile bilmez.

Türkiye’de ekonomi son dönemde çok sıkıntı yaşıyor. Meyve-sebze fiyatları uçuk seviyelerde.

Başka parti iktidarda olsaydı, tepkiler çok büyük olurdu. Rahmetli Ecevit’e fırlatılan yazar kasa ve ekonomi yüzünden barajın altında kalan partiler buna örnektir.

Bir başka etken de, her ne olursa olsun CHP’yi din düşmanı gören, eğer gelirse ezanı susturacağını düşünen bilinçsiz bir kesim var.

Tüm bunları birbirine eklediğinizde, Ak Parti’nin nasıl seçim kazandığını da anlamış oluruz.

 

CHP neden kaybetti?

 

Aslında Ak Parti’nin nasıl kazandığı, aynı zamanda CHP’nin neden kaybettiğini de açıkça ortaya koyuyor.

Ak Parti adayı Zinnur Büyükgöz Cumhurbaşkanına sırtını dayayarak siyaset yaptı, Recep Dursun ise adeta sırtında kambur taşıdı!

İYİ parti ile yapılan ittifak bir şanstı çünkü tüm İYİ partili yöneticiler CHP’li yöneticilerle ‘birlik’ oldular, kan uyuşmazlığı yaşatmadılar ancak CHP kendi içinde kan uyuşmazlığı yaşadı, birlik olmak yerine birbiriyle mücadele ettiler.

Bu sürece nasıl gelindi peki?

CHP Gebze ilçe kongresinde Recep Dursun ile Musa Yılmaz’ın yarışması..

Musa Yılmaz’ın kazanması..

Ardından belediye başkan adayı olarak Musa Yılmaz yönetiminin İsmail Demir lehine karar alması..

Genel merkezin ise Musa Yılmaz’ın ve ilçe yönetiminin kararına karşı Recep Dursun’u aday göstermesi…

Meclis üyesi adayları belirlenirken ilçe başkanı ve yönetiminin devre dışı bırakılması, yok sayılması…

İlçe başkanı Musa Yılmaz’ın istifa edeceğini söylemesi, bazı ilçe yöneticilerinin kendi partilerii aleyhine açıklamalarda bulunmaları…

Bunlar çok önemli şeyler.

Bu kavgaları seçmen görmüyor ve duymuyor mu sanıyorlar acaba?

Bakın geçen dönem görev yapan CHP’li meclis üyeleri seçim çalışmalarına hiç katılmadı. Sebebi de belli. Kendi partilileri o meclis üyelerini yıprattı durdu.

Bir evde kavga-gürültü varsa, o evdeki çocuk sizce başarılı olabilir mi? Ders çalışabilir mi?

CHP de işte bu hesap.

Ne yazık ki, ‘CHP’yi iktidar yapmak’ yerine, ‘CHP’de iktidar olma’ hastalığı var ve bu hastalık bir türlü tedavi edilemiyor.

Edilmediği sürece de CHP’nin bu şehirde insanlara umut olma şansı yok.

Sadece seçmeni suçlamak kolaycılıktır.

Gebze ile Darıca’nın seçmen yapısı aşağı yukarı aynı. Bakın CHP Darıca adayı Yakup Törk ve ilçe örgütüne. 2014’de Ak Parti ile CHP arasında 47 bin oy farkı vardı, bu seçimde 10 bine düştü. Gebze’de ise 2014’deki fark neyse bu seçimde de neredeyse aynı.

Gebze’de bu seçimlerde en büyük izi ise Serap Çakır bıraktı.

Sahada en çok çalışan ve adı konuşulan kişiydi. Yine de bağımsız bir aday olarak 17 bine yakın oy alması yabana atılmayacak cinsten. Çakır ailesi bu şehre çok şey kattı ama vefasız insanların olduğunu hesaplayamadılar ve haklı olarak kırgınlık yaşıyorlar.

Gebze’nin seçmen yapısı değişmediği sürece bu şehrin çok daha iyi yaşanabilir bir şehir haline gelmesi mümkün değil.

Bilinçli, şehirleşme kültürüne sahip, partizanca değil şehrin geleceğine yönelik bir düşünce yapısına sahip insanlar artmalı. Biat kültürü, bu şehre yapılan yanlışları ve yapılmayan yatırımları haklı hale getiriyor ne yazık ki! İnsanlar gerektiğinde demokratik tepki göstermeyi öğrenmeli. Bu da ayrı bir yazı konusu…

Sonuç olarak, seçmen yapısı değişmeli derken, elbette muhalefet de kendisine çeki düzen verecek.

Her kesimden insanı etkileyip ikna edebilecek Ekrem İmamoğlu gibi dürüst, alçak gönüllü, çalışkan, halktan biri ve samimi profile sahip siyasetçiler kazanarak geleceğe hazırlık yapmalıdır.