Levent Altun yazdı

  • 2019-01-28 06:36:03 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

Önce çok geriye doğru gidelim.

Sene 2001.

Merhum Bülent Ecevit başbakanlık binasının merdivenlerinden inerken, bir esnaf yazar kasayı yere fırlattığında dolar 1,20 idi.

Sonra 3 Kasım 2002’de erken seçim yapıldı. Seçmen bu krizin faturasını koalisyon hükümetine çok ağır ödetti.

Bir önceki seçimde en çok oyu alan DSP (% 22), 2002 seçimlerinde %1 oy aldı. DSP ile birlikte, koalisyon ortakları olan ANAP ve MHP de barajın altında kaldılar.

Seçmen, bu yazar kasayı ve ekonomik krizi unutmadı. 2002’den bu yana hep tek başına iktidar olan Ak Partililer de zaten hiç unutturmadı!

Yani bir anlamda Ak Parti ekonomik krizle gelmiş oldu.

Gelelim bugüne.

Dolar 5 liranın üzerinde. Daha birkaç ay önce 7 lirayı da geçtiği zaman oldu.

Vatandaşın mutfağında yangın var. Çarşı-Pazar, market, dükkan, fabrikalarda da öyle. Lüks gıda, giyecek ve eşyalar bir yana, en temel yiyeceklerden, temizlik ürünlerine kadar her şey sürekli fiyat artışında. Çocuk bezi, maması, patatesi soğanı… Pazarda sebze meyvelerin yarım kilogram fiyatı yazıyor artık.

Esnaf ağır vergi yükü ile boğuşuyor, fabrikalar eleman çıkarıyor, emekli ve asgari ücretliler zamlardan bunalmış durumda. Bugüne kadar Ak Parti’nin en büyük kozu, ekonomik krizlerden bunalan insanlara istikrar vaat etmesiydi. Oysa şimdi vatandaşın gündemi düşük ücretlerle her gün belini büken zamlara karşı mücadele etmek.

Vatandaş bir taraftan bu zorlukları yaşarken siyasetçilerin lüks ve bolluk içinde olmaları, belediyelerin aşırı ve gereksiz harcamalarla halkın parasını çarçur etmeleri tepkileri daha çok artırıyor.  

Öte yandan Kocaeli Büyükşehir belediyesinin Türkiye’nin en borçlu belediyesi olması ve Kocaeli’deki 13 belediye başkanından 12’sinin değiştirilmesi de bölgemizdeki siyasi dengeleri farklı bir noktaya getirdi.

Ak Parti bu seçimlerde Kocaeli’deki belediyelerden 4 ya da 5 tanesini kaybedebilir.

Elbette böyle bir sonuç, her şeyden önce muhalefetin stratejisine ve çalışmasına bağlı. Sonuçta Ak Parti’den şikayet eden seçmen, ‘kime oy vereceğim?’ diye düşündüğünde gönül rahatlığıyla sandığa gidebilmeli.

Geçtiğimiz genel seçimlerde CHP+İYİ+SP üçlüsünden oluşan Millet İttifakı iyi bir denemeydi ve asıl olması gereken ittifak ise bu yerel seçimlerde olmalıydı.

Her parti ayrı adayla seçime girdiğinde 1-2 ilçe hariç, sonucun değişebileceği pek mümkün görünmüyor.

SP kendi adaylarıyla giriyor.

CHP ve İYİ Parti ise en başında Büyükşehir ve İzmit için anlaşırken, birçok ilçede uzun süre krizleri seyredip durdular.

Netleştirdiklerinde ise, güvercinlerin bir kısmı başka kafeslere doğru uçtu.

İYİ Parti Gebze adayı Doktor Burcu Çetinkaya haftalardır ekibiyle birlikte gece-gündüz çalışıyor. Köyleri, mahalleleri, evleri geziyor. Hem kadın hem doktor hem de pozitif enerjisiyle Gebzelilerin çok büyük desteğini kazandı.

CHP Gebze adayı Avukat Recep Dursun da kendi ekibiyle aynı şekilde çalışmalarını sürdürüyor.

Hangisi adaylıktan çekilse hoş olmazdı zaten. Çünkü o isimlerin gönül bağı kurduğu insanlar ve kitleler oluşmuş.

Keşke en başından planlanmış olsaydı. En başından hep birlikte yola çıkılsaydı.

Bu gecikmeye rağmen, Burcu doktorun sağduyulu tavrı ittifak için olumlu bir rüzgar yaratabilir. Burcu Çetinkaya için siyaset bitmedi tam tersine daha yeni başlıyor. Gebze, iyi bir kadın siyasetçi kazanmış oldu. Çünkü Burcu Çetinkaya, her siyasi görüşten, her kesimden oy alabilecek bir isim.

Recep Dursun’un her kesimden oy alıp alamayacağını örneğin Beylikbağı bölgesi belirleyecek. O bölgede özellikle kentsel (rantsal) dönüşümle ilgili çalışmaların sandığa ne kadar yansıyacağını herkes gibi ben de merak ediyorum.

Peki şimdi ne olacak?

CHP ve İYİ Parti aynı sandıkta buluşacaksa, hem yönetim hem meclis listesi her iki partiden oluşmalı. Bunu yaparken de halkın gönül rahatlığıyla oy vereceği nitelikli isimler seçilmeli. Kişisel egolar ve adamcılık yüzünden eğer CHP ve İYİ Parti arasında meclis listesi yüzünden de gönül kırgınlıkları oluşursa, bu anlaşmazlık ve geç kalmanın faturası kırılıp dökülenleri başka sandık arayışlarına sürükleyebilir. Bu yolculuktan en büyük payı da bağımsız başkan adayı Serap Çakır alır.

Sonuç olarak, bu ittifak ile ilgili iki ihtimal var.

1-    Her iki parti için iki ayrı kartopunun, bir süre sonra daha büyük bir kartopuna dönüştüğüne şahit olacağız.

2-    Her iki parti için iki ayrı kartopunun, bir süre sonra birbirlerine çarparak dağılmalarına.