Levent Altun yazdı

  • 2018-10-31 07:27:05 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, düzenlediği Kartepe zirvesi ile göç konusunu gündeme getirdi.

Türkiye’de son yıllarda en önemli gündem maddelerinden birisi bildiğiniz gibi Türkiye’ye yapılan zorunlu göçler.

Özellikle milyonlarca Suriyeli ve daha az sayıdaki Afganlı mülteciler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Toplumda Suriyelilere yönelik olumsuz bir bakış açısı olduğu ortada. Devletin Suriyelilere yaptığı yardımların yüksek olduğundan şikayet edenler bir yana, Suriyelilerin karıştığı suçlar ve nüfus olarak hızlı çoğalmaları da ciddi suçlamalar arasında yer alıyor.

Kartepe zirvesinde konuşan İçişleri ve Dışişleri bakanlarımız, bu ciddi suçlamaları ve toplumdaki negatif bakış açısını hafifletmeyi amaçlayan bir bakış açısıyla değerlendirmeler yaptılar.

Aslında Kartepe zirvesinin asıl amacının da bu olduğunu düşünüyorum. Suriyeliler ve mülteci sorununu çözmeyi amaçlayan bir bakış açısından çok, ülkemizde vatandaşlarımızın Suriyelilere olumsuz bakış açısını değiştirmeyi ya da yumuşatmayı sağlamak.

Geçtiğimiz yıl Başbakanlık Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü de Antalya’da benzer bir seminer ile tüm Türkiye’deki basın mensuplarına verdiği seminerde aynı konuyu işlemişti.

Ülkemizdeki mültecilere özellikle Suriyelilere toplumdaki kötü bakış açısını değiştirmek.

Mülteci düşmanlığını azaltmak.

Basının Suriyeliler ve diğer ülkelerden gelen mülteciler ile ilgili yaptığı haberlerde dikkatli olmasını istemek!

Bir aydır aynı seminer Ankara’da yapılıyor.

Bu tür seminerler elbette yapılsın. Faydalı da. Ancak sadece mültecilerin ülkemize kattığı olumsuzlukları örtmek ya da yumuşatmak için değil. Gerçek anlamda mülteci sorununu çözmeyi amaçlayan toplantıların yapılması gerekiyor.

Kartepe zirvesinden bu anlamda nasıl bir sonuç çıktı?

Protokol konuşmalarının ötesine gitti mi bu zirve?

Elbette hiç kimse Suriyeli ya da başka ülkelerden gelen mültecilerin düşmanlığını yapacak değil.

Onları kovma, hor görme, kötü davranma hakkına da sahip değil. Bu zaten insanlığa aykırı bir durum.

Ancak mutlak suretle bir çözüm yolu bulunmalı.

Eskiden Gebze’de  Eski Çarşı çeşmesinin önünde ve Çamlık parkının karşısında öbek öbek insanlar beklerdi.

Bunlar, iş bulmak ya da para kazanmak amacıyla Anadolu’nun çeşitli illerinden Gebze’ye  gelen ‘zorunlu göç mağdurlarıydı.

Şimdi onların yerini Suriyeliler ve Afganlılar aldı.

Köşklüçeşme Mahallesi’nden Darıca’ya doğru giderken D-100 köprüsünün altında bekleyen Afganlıları gjörüyorum her sabah.

Yolun kenarına dizilmişler, önlerinde duracak bir araba bekliyorlar.

Sadece Gebze’den değil, İstanbul’dan taşeronlar geliyor. Üçer beşer araçlarına alıp götürüyorlar bu insanları.

Karın tokluğuna yaşam mücadelesi veren bu zavallıları hiçbir sosyal haklar sunmadan karın tokluğuna çalıştırıyorlar.

Elbette iç acıtan bir durum.

Ama başka bir yönüyle, Türkiye’deki bu ekonomik kriz ve işsizlik ortamında kendi ülkemizdeki insanlarımız da işsizlik ve açlık derdiyle boğuşuyor.

Türk insanını yüksek maliyetle çalıştırmak yerine sadece karnını doyurarak mülteci çalıştırmak fırsatçı taşeronlar için en iyi yöntem!

Devlet buna acil çözüm bulmalı. Mülteci düşmanlığının yattığı sebepler bunlar aslında.

Kendi vatandaşını doyuramayıp iş imkanı sağlayamayan devlet, mültecilerin ucuz işçiliğini kullanan taşeronlara çözüm bulamazsa sıkıntı iyice büyür.

Lüks otel toplantılarında düzenlenen zirvelerle ve yapılan süslü konuşmalarla bu ciddi sorun çözülemez.

Zaten Türkiye’nin en borçlu belediyesi olarak Kocaeli Büyükşehir belediyesinin harcadığı o paraya acırım sadece…