Levent Altun yazdı

  • 2018-06-27 11:00:03 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

Atatürk’ün ilkelerini savunma ve koruma idealiyle seçmenlerinin her dönem umudu olan CHP, 24 Haziran seçimleriyle birlikte iyiden iyiye tartışılmaya ve masaya yatırılmaya başlandı.

CHP’de siyaset yapanların gerçekte amacı ne?

Yenilik ve değişim bu partide en çok kullanılan kelimeler olmasına rağmen bu yenilik ve değişim neden CHP’de gerçekleşmiyor?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim sonrası açıklamaları partililerinden tepki gördü.

Türkiye’nin en eski ve köklü partisi CHP’nin halen daha kurumsallaşma ve örgütlülük sorunları yaşaması kabul edilebilir bir şey mi?

Basit bir örnek vereyim. Tüm sandıklarda bir CHP’li görevli var. Sandıklar sayılırken sonuçları alıp ilçe merkezine bildiriyorlar. İlçeler bu sonuçları il merkezlerine, il merkezleri de genel merkeze iletiyor. Bu sizce ne kadar sürer? CHP bu sonuçları almayı mı becerememiştir, bu sonuçları bildiği halde o gece yalan mı söylemiştir?

Seçimden önce üstüne basa basa herkesi oyların çalınmasına karşı uyarıp ‘hazırız’ derken, bu gelgitler ve kafa karıştırıcı gelişmeler seçmenin güvenini kaybettirmiştir.

Muharrem İnce’nin seçim performansına şapka çıkarırım. Alkışlarım da. Aldığı oy da yabana atılır değildir. Aldığı oy yüzünden değil ancak o gece yaşananları seçmeniyle paylaşmadığı için İnce de sınıfta kaldı.

Diyorlar ki CHP’de genel başkan sorunu yok. Nasıl olmaz? Bir partiyi şekillendirip vizyonunu hazırlayan, kadrolarını oluşturan, seçime hazırlayan partinin genel başkanı değil mi?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun dürüstlüğüne hiç kimse laf söyleyemez. Tertemiz bir siyasetçi. Güzel projeler de oluşturdu. Ancak kritik hatalar yaptı. Sol değerleri ön plana çıkarıp, sol kültüre ve kimliğe sahip çıkıp, sağ kesimin de haklarını savunabileceğini gösteremedi. Kolaycılığı seçip, sağcı ve muhafazakar adaylara sarıldı. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu denedi, olmadı. Muhafazakar adayları partiye soktu, tutmadı. Partideki değişim ve yeniliği bir türlü gerçekleştiremedi.

Şimdi ise, ‘olmuyor’ deyip bırakmalı.

Yeni gelecek kadrolar ise CHP’yi gerçek kimliğine ve eksenine taşımalı.

Türkiye’nin çoğu sağcı deyip, partiyi sağa çekmeye gerek yok. Taşıdığı vizyona ve Atatürk ilkelerine sahip çıkarak, sol kimliğin ezilenin ve emeğin yanında olduğunu, adalet ve demokrasiye sahip çıkmanın tek şartının bu gerçekte yattığını tüm Türkiye’ye anlatmalı.

Eğer bunu yapamazsa, bırakın CHP dışındaki insanların oyunu almayı, kendi seçmeni bile oy vermekte güçlük çekecektir. Bu kadar insanı bir daha o meydanlara toplamak kolay mı gerçekten?

Ocak ayındaki il kongresinden sonra bir köşe yazısı yazmıştım. Şöyle demiştim. “CHP’de siyaset yapanlar ikiye ayrılır. Partiyi iktidar yapmak için çalışanlar. Partide iktidar olmak için çalışanlar.”

Her seçimden sonra bu gerçek yeniden gün yüzüne çıkıyor.

O kongreden sonra bazı gazete haberlerine ve sosyal medya paylaşımlarına yer vermiştim. Kimi ‘Cengiz Sarıbay ezdi geçti’ yazmıştı. Kimi ‘delege kavgası’ diye yorumlamıştı.

24 Haziran seçimlerini geride bıraktık. Cengiz Sarıbay gerçekten ezdi geçti mi?

Söz konusu delege hesabı olduğunda ‘matematik öğretmeni’ gibi hatasız hesaplar yapan CHP’li delege ve yöneticiler, 24 Haziran seçimleri için de aynı hesapları yapabildi mi?

Yoksa sadece AKP seçmeninin beyniyle ilgili espriler üretmekle mi yetindiler?

Partiyi iktidar yapmak yerine, parti içinde iktidar olma yarışının bir sonucu bu aslında.

Milletvekilliği listesi belirlendiğinde çok tepki vardı aslında. Partiye zarar gelmesin diye herkes sustu. Konuşsalar, ‘partiyi yıpratıyor’ diyeceklerdi. Şimdi ise disiplin sopası gösteriliyor.

AKP’yi biat kültürüyle eleştirenler, özgürlükçü ve demokrat CHP’de nasıl olur da eleştiriyi yıpratma olarak görebiliyorlar?

Son 4 milletvekilliği listesinde Haydar Akar var. Kurultayı ister mi sizce? Genel başkanın değişmesini ister mi?

Son 3 milletvekilliği listesinde Tahsin Tarhan var. Kurultayı ister mi sizce? Genel başkanın değişmesini ister mi? Cengiz Sarıbay ister mi?

Kocaeli’de CHP’nin en fazla 3 milletvekili çıkaracağını yazdığımda art niyet aradılar. Siz biliyor musunuz, AKP eğer 1200 oy fazla alsa 8’inci milletvekilini çıkaracak ve CHP 2’ye düşecekti!

Bunun hesabını vermek yerine, ‘Bu halk bunu hak ediyor’ kolaycılığına kaçacaksanız, orada sizin olmanızın ne gereği var ki? Kim olsa demek ki aynı sonuç çıkacakmış!

Uzun lafın kısası.

Siyaset hastalığına yakalananlar, geldikleri yerden bir daha ayrılmak, oturdukları koltuktan kalkmak istemiyor. Demokrasi etiği, bulunduğu koltukta verecek bir şeyi kalmadığında ya da başarılı olamadığında o koltuğu, yeni gelecek olanlara bırakmayı gerektirir.

CHP bir an önce kurultaya gitmeli. Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığı bırakarak gönüllerde temiz ve dürüst bir lider olarak kalmalı.

Kısa bir seçim sürecinde insanların umudu olan ve büyük bir performans gösteren Muharrem İnce ise bir şansı daha hak ediyor.

Ama asıl önemli olan CHP acilen kurumsal ve örgütlü bir yapıya bürünmelidir. En alttaki üyesinden ilçe örgütlerine ve parti meclisine kadar kişilere değil parti ilkelerine göre hareket edecek liyakatli bir yapı oluşması sağlanmalıdır.