Levent Altun yazdı

  • 0000-00-00 00:00:00 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

En baştan söyleyeyim, bu yazıyı CHP Gebze kadın kolları başkanlık seçimi sonuçlanmadan önce yazdım.

Zaten kişiye özel bir yazı olmadığı için kimin kazandığının da önemi yok!
Daha önce birkaç kez yazmıştım.

CHP’nin gençlik ve kadın kolları seçimlerinde parti içi demokrasiye en uygun ve partinin birlik ve bütünlüğünü sağlamak açısından en iyi yöntem çarşaf liste diye.
Bunu, Pazar günkü seçimde çok net bir şekilde yeniden görmüş olduk.
Dilerseniz Çarşaf liste nedir, blok liste nedir önce bunları kısaca açıklayalım. Çünkü kongrede gördük ki, insanlar neyi, nasıl seçtiklerini de çok fazla bilmiyorlar.
Blok listede seçime girecek olan adaylar kendi yönetimini belirlerler ve üyeler bu listelerin tamamına oy verirler. Örneğin, Bilge Ercan Altıntaş ve Çiler Boylu 9’ar kişilik ayrı liste hazırladılar, kadın üyeler de bu iki listeden birine oy verdiler.
Eğer Çarşaf liste ile seçime gidilseydi, yönetimde yer almak isteyen 18 kişilik bir liste oluşturulacaktı. Kadın üyeler de, bu 18 kişilik listeden dilediği ismin karşısındaki kutucuğa işaret koyarak oy kullanacaklardı. Böylece en çok oy alan başkan, en çok oyu alan 8 kişi de yönetim kuruluna seçilmiş olacaktı.

Peki neden blok liste değil de çarşaf liste olsun diye ısrar ediyorum? Çünkü CHP’nin parti içi demokrasi anlayışına ve yapısına en uygun seçim aslında çarşaf listedir.
Eğer çarşaf liste olsaydı CHP Gebze ilçe örgütü ikiye ayrılmak zorunda kalmayacaktı.

Kongreye gelen kadın üyeler, özgür iradeleri ile adaylar arasından en beğendiklerine oy vereceklerdi. Başkan adaylarının ya da bu başkan adaylarını destekleyen grupların dayatmaları söz konusu olmayacaktı. 
Blok listede başkan adayının ya da adayı destekleyenlerin dayattığı –olası- sevilmeyen isimler seçilemeyecekti.
En önemlisi de, blok liste hep ayrıştırıcı, kavga ve küskünlük yaratan, parti içi demokrasiyi ve birliği değil parti içi hesaplaşmayı ve kişisel egoları hedef alan bir yöntem olmuştur.
Bu gerçeği, partideki herkes biliyor!

Yıllardan beri Gençlik ve Kadın kolları seçimlerinde bunlar yaşanmıyor mu?
Adaylar hep, ‘birilerinin adayı’ diye lanse edilmiyor mu? Her aday için, ‘arkasında kim var?, Kimlerle hareket ediyor?’ diye sorulmuyor mu?
Her kongrede CHP Gebze’de gruplaşmaların doğduğunu, her seçimde bu grupların birbiriyle mücadele ettiğini bilmeyen mi var?
Sosyal medyada bile itiraf edilen bu hesaplaşmaların yarattığı kırgınlık ve kavgaları görmüyor musunuz? Bunca kin ve kavganın olduğu yerde başarı olur mu? Birlik ve beraberlikten söz edilebilir mi?
Blok listenin ayrıştırıcı olduğu gerçeği ortada.

Çünkü kazanan taraf seçimden sonra hep yalnızlaşır. Kaybedenler genelde bir sonraki hesaplaşma kongresine kadar partiye uğramazlar, köşelerine çekilip kazanan yönetimin başarısızlığını beklerler. 
CHP Kocaeli milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in kongrede yaptığı konuşmadaki bir sözü çok önemliydi.

‘Kongreye gelenleri, saha çalışmasına da bekleriz’ dedi. Bu cümle her şeyi açıklıyor zaten.

CHP Gebze’deki 1100 kadın üyenin sadece 200’ü oy kullanıyor. Seçim çalışmalarına katılanlar ise Milletvekili Hürriyet’in dediği gibi bir elin parmakları kadar!
Kadın kolları yönetimini hararetle seçen o kadınlar, daha sonra nereye kayboluyorlar?

Bir sonraki seçime, telefonla apar topar partiye çağırılana dek neden ortaya çıkmıyorlar?
Çünkü bir türlü partiyi sahiplenemiyorlar, dağıtılıyorlar.
CHP kongrelerinde artık slogan haline dönüşmüş olan, “Bu seçimin kaybedeni yok, kazananı CHP” sözü ne yazık ki pratikte tersten işliyor! 

Sadece Gebze ve kadın kolları için geçerli değil bu durum. Gençlik kolları ve başka il-ilçelerde de geçerli.
Kadın ve gençlik kolları yönetimi seçimine çoğunlukla herkes müdahil oluyor. Çünkü bu seçimin bir sonraki aşaması hesaplanıyor.
Eğer çarşaf liste olsaydı, adaylar hakkında bunca dedikodu ve iftira ortaya atılmayacak, toplumda rencide edilmeye çalışılmayacaktı.

CHP’nin bir aile olduğu şuurundan uzak olan bazı dedikoducu tipler, aile içindeki kız kardeşleri hakkında olmadık iftiralar atmayacaktı!

Gizli gruplarda ve bir araya geldiklerinde, kendi ailesinden sayılan o insanların dedikodusunu yapmak yerine, partisine nasıl yararlı olacağını düşünecekti!

Buna rağmen, Türkiye’de demokrasinin en iyi işletildiği parti elbette ki CHP’dir. Laik, demokratik, Atatürkçü ve Cumhuriyet değerlerine bağlı bu büyük aile, yapısına uygun olmayan seçim yöntemleriyle ne yazık ki ne büyük bir güç olabiliyor ne de bu gücü kullanabiliyor.
Türkiye önemli ve sancılı bir süreç yaşıyor.

Yolsuzluk, yoksulluk ve karanlığa doğru giden bir süreçte işçinin, işsizin, köylünün, memurun, emeklinin, üretenin yanında olabilmek, Türkiye’yi aydınlık yarınlara ulaştırmak için herkese ve her kesime umut olmalıdır.
Kendi sorunlarını çözemeyen bir parti, ne şehrin sorunlarını ne de ülkenin sorunlarını çözmeye aday olabilir.

Parti içinde iktidar olmanın değil, Gebze’de belediye başkanlığını kazanmanın daha önemli olduğu anlaşıldığında, birlik ve başarı da kendiliğinden gelecektir.