Levent Altun yazdı

  • 2017-10-12 08:09:03 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

Bugün Gebze mezarlığındaydık.

Merhum meslektaşımız Murat Tosunoğlu’nu, ölümünün üçüncü yıl dönümünde mezarı başında andık.

Derin duygular içindeydik.

Murat kardeşimizin hayatta olduğu yıllar geldi aklımıza. Birlikte paylaştığımız ve yaşadığımız anılarımız.

Ben Murat’ı gerçekten severdim. Yanlışlara karşı duruşu ve muhalif kişiliğiyle farklı ve renkli bir meslektaşımızdı.

Gecenin bir vaktinde arar anlatırdı. Dinlemekten şikayet etmezdim. Sadece bir meslektaş değil, iyi bir arkadaşımızdı.

Çok şeyler yaşadık.

En son Ankara’da bir otel lobisinde geceden sabaha kadar konuşmuş, dertleşmiştik. Sevgili dostumuz Aysun Erenkaya ve Şenol Aydın da bizimleydi.

Soğuk bir Ekim mevsiminde, yalnız olduğu gecelerin birinde, her zamanki ofisinde  ansızın Hakka yürüdü.

Duyduğumuzda kulaklarımıza inanamadık. İnanmak istemedik.

Bir gün önce konuştuğun, sohbet ettiğin, şakalaştığın bir insanın hiçbir şey demeden aniden hayatından çıkması ne demek!

Aradan tam üç yıl geçmiş. Gerçekten de eksikliği hissedilen bir meslektaş ve dosttu Murat Tosunoğlu.

Tıpkı Ragıp Demirkol gibi.

Gazeteciliğe başlarken etik kişiliğine saygı duyduğum, kalemine ve üslubuna imrendiğim, köşe yazılarıma başlamama hatta gazeteciliğe devam etmeme vesile olan insandı.

Herkesin saygı duyduğu ve sevdiği, karakterinden şüphe etmediği müstesna bir kişilikti.

Onu da bir 10 Temmuz günü kaybettik. Ecel, yollarda yakaladı Ragıp abiyi. Eksikliğini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Dik duruşunu, etik gazeteciliğini, insanlara ve çalışanlarına karşı nezaketini, yazılarındaki o nazik ama bir o kadar gerçekçi bakışını…

Sonra Coşkun Orhan kardeşimizi kaybettik.

Dünya iyisi bir dostumuzdu. Yakalandığı amansız hastalıktan bir türlü kurtulamadı. Çalışkan, dürüst, neşeli ve dost bir insandı.

Eskileri bilenler Ramazan Arslan’ı da hatırlar. Anıları her dost meclisinde dile gelir. Benim çok anım olmasa da, eski meslektaşlarımın anlattıklarıyla hüzünleniriz.

Üç günlük dünya diyoruz ya. Ölüm herkese var. Hepimiz hiç ummadığımız bir anda göçüp gideceğiz bu fani dünyadan.

Biz nasıl ki bu arkadaşlarımızı arkalarından iyi bir şekilde anıyoruz, bir gün biz de bu dünyadan ayrıldığımızda inşallah bizi de güzel hatıralarla ve sevgiyle anarlar. Bu dünyadaki en büyük zenginlik de budur.

Oysa kimi meslektaşlarımız hala kötülük peşinde. İçlerini kaplayan nefreti ve başkalarına olan kıskançlıklarını yenemiyorlar.

Aynı kaptan yemek yedikleri, aynı gazetede çalıştıkları insanların bile arkasından kuyu kazma, dedikodu yapma ve kötülük etme peşindeler.

Değer mi peki?

Şu üç günlük dünyada iyilik yapmak, güzel hatıralar biriktirmek ve öldüğünde arkandan ‘iyi insandı’ dedirtmek varken sinsi tavırlara ve timsah gözyaşlarına gerek var mı?

Bakın Murat Tosunoğlu orada yatıyor. Yarın herkes oraya gidecek. Kırmaya, dökmeye, nefrete gerek yok.

Merhum Murat kardeşimiz mezarında bile güzel bir şeyi başardı. Anma etkinliğini tüm meslektaşlarımızla birlikte yaptık.

Ayrı-gayrı olmadan, hep birlikte ve yan yana…

Önemli olan, bunu anlayabilmek ve hissedebilmekte.

 

Gerisi boş…