Levent Altun yazdı

  • 2017-09-07 09:24:05 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

Gebze Belediyesi’nin önceki gün gerçekleşen Eylül ayı meclis toplantısına gitmek için yola çıktığımda yağmur yağıyordu.

Ana caddeler dahil olmak üzere yollar adeta sele dönüştü. Birçok araç yollarda kaldı. Zaten yoğun olan trafik kilitlenme noktasına geldi.

Anibal Kavşağı’ndaki yol çalışmalarının uzaması ve berbat bir güzergah yüzünden insanlar araç kullanmaktan bezdi.

Şehir içi trafiğe çıkmak için insanların ya psikolojisinin çok iyi olması lazım ya da çok kötü.

Tam böyle bir durumda belediye meclis toplantısında görüşülen ve hiç tartışılmadan kaldırılıp indirilen eller sayesinde oy çokluğuyla kabul edilen konulara bakıyorum.

Acıyorum!

Bir şehir bu kadar sahipsiz olmamalı!

Eskihisar’daki Osman Hamdi Bey Müzesinin içinde düğün, kına, sünnet için fotoğraf çektirmek isteyen vatandaşlardan 100 lira alınsın mı, alınmasın mı?

Gebze’nin bir büyük sorununu da oy çokluğuyla çözdüler çok şükür.

CHP’li meclis üyelerinin gündeme getirdiği hiçbir konu, gündeme gelmiyor dikkate alınmıyor. Hatta bazı AKP’li meclis üyeleri oylamanın dışındaki zamanlarda cep telefonlarıyla zaman geçiriyorlar.

Gebze’nin gerçek sorunları mecliste konuşulmayacaksa, ortak akıl ile çözüm bulunamayacaksa meclis toplantıları formaliteden öteye geçmiyor ne yazık ki…

 

Musa Yılmaz formülü

 

Belediye meclis toplantılarının formalite haline gelmesinin tek sebebi, CHP’li meclis üyelerinin sayıca az olması.

CHP, 1994 seçimlerinden bu yana indirdiği o bayrağı bir türlü Gebze belediyesine dikememenin sancısını yaşıyor.

Bunda AKP’nin güçlü olması önemli etken olsa da, CHP’nin bir türlü güç haline gelememesi de çok önemli bir eksiklik.

Her kongreden güçlenerek ve kartopu gibi büyüyerek çıkması gereken CHP, kişisel hesaplaşmalar ve farklı feodal nedenler yüzünden bunu başaramıyor. Örgütlenme ve demokratik anlayış, CHP’nin doğasında saklı kalmış ve uyandırılmayı bekleyen bir hücre durumunda.

En ücra sokaklara inebilmek, sorunların kaynağını araştırmak, ezilen kesimlerin yanında ve sesi olmak gibi kavramlar CHP’nin geleneğinde olmasına rağmen pratikte sorunlar yaşanıyor.

Gençler ve kadınlar bu partinin en önemli gücü ve potansiyeli olmasına rağmen bu güç kontrolsüz bir şekilde soğutulmaya terk ediliyor.

Sokak, mahalle, köy ve ilçe yapılanmaları, çalışma sistemleri sürekli ve disiplinli bir hale getirilemediği için sadece delege seçimleri ve kongrelerde kıpırdanmalar yaşanıp, bu potansiyel sürekli bir hale getirilemiyor.

Önceki akşam Musa Yılmaz basın mensuplarıyla yaklaşan ilçe kongresine ilişkin sohbet etti. Bu toplantı bir adaylık açıklaması olmasa da, delege seçimlerinden sonra aday olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Çünkü gerçekten ciddi bir hazırlık yaptığı belli.

Geçen kongrede ilçe başkanlığı seçimini kaybetmesine rağmen çok önemli bir şey yaptı mesela. Küsmedi, kenara çekilmedi. Tam tersine, daha çok çalıştı. Özellikle partinin eksik kaldığı köylerde ciddi çalışmalar yaptı.

Oysa bana göre Musa Yılmaz’ın yaptıklarından çok söyledikleri önemli. Hep örnek verdiği 2502 formülü, CHP’nin mahalle ve sokaklardaki örgütlenmesinin önünü açacak bir proje ve mutlaka hayata geçirilmeli.

Gebze’deki her sokakta 2 partili formülüne, her mahallede oluşturulacak gençlik ve kadın kolları oluşumları partiye devasa bir güç katacaktır.

Gebze çok büyük bir şehir. Sadece CHP ilçe yöneticileri ile yönetilemeyecek kadar büyük bir şehir. CHP’li üyeler ve üye olmasa da oy veren kitleler mutlaka bu partide aktif çalışma yapacak hale getirilmeli.

Sokak ve mahalle örgütlenmesi formülü bence en önemli husustur.

Musa Yılmaz’ın bir başka tespiti ise, ilçe yönetiminin çalışkan, eğitimli, ekonomik bağımsızlığını kazanmış ve toplumda sevilen insanlardan oluşması gerektiği.

Musa Yılmaz, son 2 yılı kayıp olarak değerlendirirken, çok çalışılması gerekliliğini de özellikle vurguluyor.

Elbette kimin başkan seçileceğine delegeler karar verecek. Ama önemli olan kimin seçileceği değil, kim seçilirse seçilsin bu partiyi Gebze’de iktidar yapabilecek çalışmanın ve projelerin geliştirilmesidir.

Musa Yılmaz’ın önemsediğim en önemli yanı da proje adamı olması. Seçilse de, kaybetse de herkesin çalışması gerektiğini bizzat çalışarak kanıtlıyor olması.