Ayşe Altan yazdı

  • 2017-08-14 01:59:41 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Ayşe Altan yazdı

Usta oyuncu Naşit Özcan’ın yaşamını anlatan, yazarı Tarık Buğra’ya ödüller ve başarı kazandıran harika bir oyundur “İbiş’in Rüyası”…

  Uzun yıllar boyunca Devlet Tiyatroları’nda oynamış, güzel bir hayalin kapılarını, İbiş’in çaresizliğine açmış, enteresan bir oyundur da aynı zamanda.

Burada, amacım, Türk Tiyatro tarihinden bahsetmek değil elbette, bunu, Türk Tiyatro tarihinden bahsetmeyi, işin ustalarına bırakıp, Türk Siyaset tarihindeki İbiş’lere bakmak benim asıl niyetim…

Barış Akademisyenleri bildirisine imza attığı içim KHK ile Ankara Hukuk Fakültesi’nden ihraç edilen Akademisyen Cenk Yiğiter’den bahsetmek istiyorum…

Akademisyen olarak  ihraç edildiği okula, öğrenci olarak dönmeye hazırlanırken de üniversitesinde, yönetmelik engeliyle karşılaştı. Üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklandığı gün, yönetmelik değişikliğine giden Ankara Üniversitesi yönetimi, yaptığı kural değişikliği ile , üniversiteye kayıt koşulu olarak, “herhangi bir nedenle, kamu görevinden çıkarılmamış olması gerekir” koşulu getirdi. Rektör Erkan İbiş yönetiminin kararını değerlendiren Yiğiter, “Benim eğitim öğretim hakkım ihlal ediliyor. Yargıya, Danıştay’a ve AİHM’ye gideceğim gerekirse. Benim bir kızım var, bundan 10 yıl sonra o öğrenci olacak ve bunlardan aldığım tazminatla onun eğitimine yatırım yapacağım” dedi…

“Ben yaptım oldu”  uygulamasıyla yönetilen ülkemizde, bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün…

Tutuklulara, tek tip kıyafet uygulaması, var örneğin…

Ödülle lâyık görülen, bilimle çelişen buluşlar var…

Keyfi uygulamaların fink attığı eğitim ve öğretim sistemi var…

Öve öve göklere çıkarılan İmam-Hatip okullarının , sınavlarda dibi görmesi var…

Sonra, düşünenlerin, düşünmekle kalmayıp bir de bunu yazıya çiziye dökmeye cesaret edenlerin, arı kovanına çomak sokanların, palas pandıras hapishanelere tıkılması var…

Safsatanın alıp başını gittiği, gerçekten, gerçeklikten uzak fikirlerin, içimizi acıtacak denli, ülkemizi küçültmesi var…

Aydınlık, modern, dört başı mamur bir hayalini kurdukça, büyük bir hızla geriye düşen, geriye düşmekle kalmayıp, debelendikçe dibe vuran bir ülke durumuna geldik, dahası getirildik…

Cumhuriyet kazanımlarının yerle bir edilmesi, eğitim-öğretim sisteminin, çağdaş  ve ulusal eğitimden uzaklaştırılarak, bilinçli ve sistemli bir şekilde, dini eğitim eksenine çekilmesi de işin cabası…

Düşünen, düşündüğünü dile getirerek savunan aydınlık neslin bastırıp, boyun eğen, biat eden, kul zihniyetiyle, büyüklerin (!) önünde el bağlayan, boyun büküp gerdan kıran, sesini çıkaranların aforoz edildiği bir sisteme geldik dayandık…

Bunları, bilinçli ve sistemli bir şekilde yapmaya devam ederek, İBİŞ’in  ya da  İBİŞ’lerin Rüyası’nın gerçek olacağını düşünerek cesaret bulabilirler…

Ancak tüm İBİŞ’lerin unuttuğu çok önemli ve atlanması mümkün olmayan bir şey var…

 

“Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur’’