Ayşe Altan yazdı

  • 2017-03-02 02:42:02 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Ayşe Altan yazdı

Başımı kaldırdım…

Bakındım sağıma, soluma…

Önüme, ardıma…

Sustalı maymunların çokluğu bir kez daha düşündürdü beni kara kara…

Şöyle alıcı gözle bakınca…

Düğmelerle donatılmış, isteğe göre zıplayan, tepki veren , cümle aleme ,durmaz diye ilân edilen ama isteğe göre kuzu kuzu duran ne çok sustalı maymun varmış meğer yaşamımızda…

Onlar alışkındırlar, başkalarının elinde bulunan ipleri ya da düğmeleri marifetiyle, oynatılıp zıplatılmaya.

Hiçbir şeye itiraz etmeden, hiçbir şeye tepki göstermeden, efendilerinin yap dediğini yapıp, yapma dediğinden uzak durmaya…

Sustalı maymunlar, hiç söz vermezler etrafında yaşayanlara…

Çünkü yerine getirmek için yoktur ki yürekleri…

Ve söz vermek için bir araya getirilmesi gereken sözcükleri sıralayacak beyin güçleri…

Sustalı maymunlar, yaşadıkları sürece tuzlu suya mahkumdurlar…

Bu tuzlu suyu da, bencillikleri izin vermediği için, hiç kimseyle paylaşmazlar…

Kendi etrafında daireler çizer, tüm sustalı maymunlar…

Başı döner, içi bulanır kendi etrafında dönmekten…

Mantığını kendisinin de bilmediği mantıklar kurar, “kısmet” der sadece, kurduğu bu mantığa…

Boyun eğmek, sessiz kalmak, itaat etmek, birinci vazifesidir…

Yaşadığını fark etmek, bütün bunlardan sonra gelir…

Yaz sustalı maymun…

Yazma sustalı maymun…

Yat sustalı maymun…

Yatma  sustalı maymun…

Düşün sustalı maymun…

Düşünme sustalı maymun…

Dur sustalı maymun…

Durma sustalı maymun…

Haydi…

Hop… Hop…

Atla, zıpla, tekrar atla…

Sustalı maymun olmak ne çok yakışıyor sana…

Sırf bu iş için getirilmişsin dünyaya…

Leylekler göçer…

Kuşlar uçar…

Doğa yaşlanır…

Yeniden canlanır…

Sus-ta-lı may-mun-la-rın çok-lu-ğu hep şa-şır-tır…