Levent Altun yazdı

  • 2016-11-13 05:26:45 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

CHP Gebze Kadın Kolları, 19 Kasım’da seçim yapacak. CHP’li kadınlar, demokratik bir yöntem ile başkanlarını belirleyecekler.

Kişiler üzerinden bir yorum yapmayacağım, sadece bu yöntemin CHP’ye yarar mı yoksa zarar mı getireceğini değerlendirmek istiyorum. Yanlış anlaşılmasın sakın, demokrasiye ve seçimlere karşı değilim. 

Ancak, yıllardır bu yönünü eleştirdiğimiz AKP’de başkanlık, kadın ve gençlik kolları seçimlerinde ikinci adaya izin verilmezken ve buna rağmen hiç kavga-gürültü olmazken, demokrasi ile övünen CHP’de parti içi sataşma ve kavgaların bitmemesi, her seçim sonrası gruplaşma ve birbirini sevmeyen insanların olmasını yan yana koyarsak ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Sosyal medyada CHP’li kadın üyelerin yazdıklarını okuyorum. Bunları sadece CHP’liler değil, tüm halkımız okuyor. Kötü üslup, hakaret, aşağılama, karalama…

Siyasetin içindekiler, aynı çatı altında yaşayan aileye bireylerine benzer. İnsan hiç aileden birine, yol arkadaşına böyle hakaret eder mi? Düşman olarak görür mü?

Nice kadınların ve gençlerin partiden neden uzaklaştığını hiç düşündünüz mü? Partideki bir kadın, oradakiler için abla, kız kardeş, anne, teyze demektir. İnsan hiç ailesi hakkında sağda-solda dedikodu yapar mı?

19 Kasım’da demokratik bir seçim yaşanacak. Ne kadar güzel. Şimdilik iki tane de aday var. Partili kadınlar gider sandığa, oylarını verirler ve başkanlarını seçerler. Buraya kadar her şey çok normal, olması gerektiği gibi ve demokratik.

Asıl önemli olan, bundan sonraki durum.

Farz edelim ki başka aday çıkmadı ve Arzu Çakmak Pehlevan ile Ülker Yiğit aday oldu. Elbette kimileri Arzu hanıma kimileri de Ülker hanıma oy verecek. Gayet doğal. Ve içlerinden birisi başkan seçilecek.

Eğer kim seçilirse seçilsin tüm kadınlar seçilenin elini tutarsa, seçimden sonra düşman haline gelmezse ve birlikte çalışırlarsa işte bu demokrasidir.

Olması gerekendir.

Ama kaybeden, kazanana ve ekibine düşman olursa, partinin yolunu unutursa, hiçbir çalışmaya katılmazsa, seçilenin başarısız olmasını isterse…

Sorarım size, böyle demokrasinin CHP’ye ne faydası var?

Ne Arzu hanımı ne de Ülker hanımı yıpratmaya, küçük düşürmeye kimsenin hakkı yok. Zaten kadınlar siyasete özellikle de CHP’ye zor kazandırılıyor. CHP’nin bir kadını bile kaybetme lüksü yoktur.

Son seçimde Gebze’de AKP yüzde 60 oy aldı. CHP’nin oyu ise yüzde 20. Oy sayısı ise AKP’nin 129 bin, CHP’nin 45 bin. Yani neredeyse 3 katı.

Gebze; işçinin, emekçinin, dar gelirlinin, emeklinin, gecekondulunun çok yoğun yaşadığı bir şehir. Bu oranlar gerçekten de şaşırtıcı gelmiyor mu size?

Ve şu bir gerçek ki AKP’nin başarısındaki en büyük pay sahibi kadınlardır. Her seçimde sistemli bir şekilde mahalle mahalle, sokak sokak, kapı kapı gezdiklerini biliyoruz. CHP’li kadınları suçlayamayız, çünkü zaten bir avuçlar ve olanakları sınırlı! Çoğu zaman kendi imkanlarıyla çalışıyorlar. Seçimde çalışacak kadın bulabilmek bile gittikçe zorlaşıyor.

Demem o ki, ülke çok zor bir sürece doğru gidiyor. AKP’den şikayet eden insanlara umut olabilecek bir CHP gerekiyor.

 

Bunda da en büyük pay sahibi gençler ve kadınlar. Demokratik yarışlar parti içinde dinamik, heyecan ve katılıma neden olmalı, ayrılıklara ve küskünlüklere değil.