Ayşe Altan yazdı

  • 2016-09-08 09:30:04 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Ayşe Altan yazdı

Bütün hüznüyle bir anda geliverdi güz…

Bütün hüznüyle ruhlarımızı, yüreklerimizi, büyük bir acele ile hemen etkisi altına alıverdi…

Kalemim, güz mevsiminin verdiği bu büyük acıyı yazmamakta direndi…

21  fidan, birer güz yaprağı gibi  dün gece sessiz sedasız toprağa düşüverdi…

Aslında hiç şaşırmadık değil mi?...

Nasıl da alıştık, alıştırıldık, gencecik çocuklarımızın, boyunlarını büküp, sahipsizmiş gibi, birer birer toprağa düşmelerine…

“Vatan sağolsun” sözünün içinin boşaltılıp, sadece birileri sağ olsun, anlamında kullanıldığına…

Hiç  tepki vermedik…

Facebook sayfalarımızda, yine düğün dernek fotoğrafları, tatil yerlerinden bikinili mayolu fotoğraflar, kadehler, envai çeşit yiyeceklerle donatılmış masalar, mekanik bir gülüşle donmuş yüzler, şarkılar, şiirler…

Güz mevsimi, iyice kendini hissettirmeden, yapılan son tatil paylaşımları, son deniz manzaralı sofralar, gülümsemeler,aslında çoktan bitmiş evliliklerin, sözüm ona dosta düşmana karşı  her şey yolundaymış gibi paylaşılan vıcık vıcık karı koca fotoğrafları…

Haydi kabul edelim, dün gece toprağa düşen 21 fidan yine pek azımızın yüreğini acıttı…

Pek azımız, onlar toprağa düştüğü için uyku uyuyamadı, su bile içemedi…

Pek azımız, magazin programlarının kanalını değiştirip haber kanalını açabildi…

Memleketimin hali içler acısı….

Bu çocukları koruyacak hiç insan kalmadı mı memleketimde?

Demokrasi (!) sevdalıları nerde?...

Sokağa çağrıldıkları için, akın akın günlerce  demokrasi (!) nöbeti tutmuşlardı… Çaylar, çorbalar, sular, simitler dağıtılmıştı bu demokrasi(!) sevdalılarına… Bu demokrasi (!) mitinglerinde…

Özgür düşünen, kendi hür iradesiyle sokağa çıkanlara lâyık görülen biber gazı, boyalı ilaçlı tazyikli su, polis jopu ve tekmesi, ne hikmetse demokrasiyi bizden iyi bilen(!) bu demokrasi (!) sevdalılarına lâyık görülmemişti…

Çünkü onlar, özgür iradeleriyle değil, davete icabet ettikleri için, çay, çorba, simit, sandviç, su (burada bahsettiğim tazyikli su değil, yanlış anlaşılmasın, temmuz sıcağında içlerini ferahlatacak şişe suyu) ve belki de parayla ödüllendirilip, üstüne bir de bedavadan demokrasi (!) sevdalısı ünvanını kazandılar.

Ben, bugün, buradan, bu demokrasi(!) sevdalılarını, sınırda nöbet tutmaya davet ediyorum. Kefenlerini giyip gelsinler… Ülkelerini gerçekten sevdiklerini , dosta düşmana göstersinler…

Bilmem kaç bin tane polisin görev yaptığı güvenliği yüksek meydanlarda, karnı doyurulup sırtı sıvazlanarak gerçekleştirdikleri nöbetlerini, ellerinde meşaleler sırtlarında kefenleriyle, sınırda tutsunlar…

Kendilerinde buldukları bu sonsuz gücü, evlatlarını, evlatlarımızı korumak için kullansınlar….

Maddiyat kaygısı gütmeden, ölen manevi duygularını yeniden canlandırarak yapsınlar bunu…

Güz…

Ah güz…

Yine yaptın yapacağını…

Yine kimsesiz, sahipsiz bir çocuğun hüzünlü yüzü gibi, gelip yerleştin yüreklerimize…

Bu gün bu eylül gününde, bu güz mevsiminde, 21 fidanın, güz yaprağına dönüşmesine ulusça izin verdik…

Ben bu yazıyı kaleme alırken 2 fidan daha, güz yaprağına dönüştü…

Yüreklerimiz, evlatlarımızın acısıyla yandı…

Analarının feryadıyla dağlandı…

Bir kez daha utandık insanlığımızdan…

Bir kez daha, satılmış insanların ucuz pazarlığında yitirdik evlatlarımızı…

Bu ülkenin yazını kışa, sonbaharını acıya dönüştürenlerin ne bu dünyada ne de öte dünyada affedilmeye hakkı yok…

Evlatlarımızın, birer güz yaprağı gibi toprağa düşmesine izin verenlerin, bu dünyada da öte dünyada da mekânları  CEHENNEM olsun…

  • Ali Çetin10:29 08.09.2016

    kaleminize sağlık, yüreğimi sızlattı yazınız. keşke herkesin yüreğini aynı derecede sızlatsa