Ayşe Altan yazdı

  • 2016-06-24 10:16:17 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Ayşe Altan yazdı

Daha önce onu pencerede gördüğüm olmuştu.

Tek tük…

Belli belirsiz…

Varla yok arası…

Pencereyle perdenin arasında kaybolmuş…

Hep solgun…

İncecik…

Titriyor gibiydi…

Ama  dün gece hepsinden farklıydı pencerede duruşu…

Gökyüzüne bakıyordu…

Gülümser gibiydi…

Ben de başımı kaldırıp onun baktığı yere baktım…

Kapkara gökte ışıldayan yıldızlardan başka hiçbir şey yoktu…

Belki de yıldızlara bakıyordu…

Ya da benim ,varlığını bilmediğim, en azından onun gibi duyumsamadığım bir şeye…

Uzun uzun karanlık göğe baktı….

Sonra, gürültüler içinde geçen arabalara….

Park etmiş arabaların koyu beyazlığına…

Çığlıklar içindeydi sessizliği…

Elini kâh pencere pervazına, kâh yüreğine koyuyor, kimi zaman da bir şeyler anlatırcasına perdelere dokunuyordu…

Ara sıra kulak kabartıp içeriyi dinliyordu…

Anahtar sesiydi belki de dinlediği…

Ya da içeride çalan, ona umudu anımsatan bir şarkı…

Sonra yine sırayla, önce uzun uzun göğe, sonra da kısacık aralıklarla gelip geçen arabalara bakıyordu…

Belki de şiirler okuyarak beklediği biri vardı…

Yollar tenhalaşana kadar, baktı gelip geçen arabalara…

Aydınlanana kadar gökyüzüne…

Akşamın kalabalığını gecenin sessizliğinde dinlendirmişti hiç yorulmadan…

Gecenin sakinliğini sabahın karmaşasına, elleriyle devretti sonra…

Sakin gece bitmiş, fırtınalar sokak aralarında dinmişti…

Kalabalıklaşmaya yüz tutmuş sarı sokak, onun beklemediği insanlarla dolmuştu bir anda…

Işıklar kapandı…

Sonra sesler yükseldi…

O, pencerede şiir okur gibiydi…

Belki de şiirin ta kendisiydi…

Hiç yazılmamış, yazılmış olsa bile okumaya kimsenin kalkışmadığı bir şiir…

Pencere bomboştu…

Yüreğini sokağa boşaltmıştı…

 

Bütün renklerin parlaklığını alıp götürerek…