Levent Altun yazdı

  • 2016-05-14 12:51:14 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

Özellikle son dönemde Türkiye’nin birçok şehrini gezdik.

Ege Bölgesi’nde İzmir, Aydın, Manisa, Balıkesir, İç Anadolu Bölgesi’nde Tokat, Ankara, Çorum, Nevşehir, Eskişehir, Amasya, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Diyarbakır, Gaziantep, Akdeniz Bölgesi’nden Antalya, Isparta, Afyon, Karadeniz Bölgesi’nde Rize, Artvin, Ordu, Samsun, Trabzon, Karabük, Kastamonu, Marmara Bölgesi’nde Edirne, Bursa, Tekirdağ, İstanbul ve daha onlarca şehir.

Her şehrin gazetecilik açısından kendi coğrafyasına özgü zorlukları var. Kimileri kamudan, kimileri özel sektörden yeterli desteği alamamaktan yani ekonomik sıkıntılardan şikayetçi.

Kimileri şehirlerindeki okuyucu kitlesinin azlığından, okuma alışkanlıklarının gelişmemesinden şikayetçi.

Kimileri kendi meslektaşları arasındaki haksız rekabetten, etik olmayan yayıncılıktan, nitelikli eleman eksikliğinden, yerel ve genel yönetimlerin baskılarından…

Kimileri Basın İlan kurumu denetimlerinden, kimileri devletin basın kuruluşlarını yeterince denetlememesinden, kimileri basın özgürlüğünden, kimileri gazetecilerin yeterli ekonomik, sosyal ve erken emeklilik haklarını alamamasından şikayetçi…

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni ayırırsak ülkemizin diğer şehirlerinde gazetecilerin sorunları aşağı yukarı birbirine benziyor.

Güneydoğu’da gazetecilik yapmanın zorlukları ise diğer şehirlerin hiçbirisine benzemiyor. Terörün ve çatışmaların odak noktasındaki Diyarbakır’da hayat zaten çok zor iken gazeteciler için çok daha zor.

Geçtiğimiz hafta Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti olarak yapmış olduğumuz Diyarbakır gezisinde bunu çok daha iyi bir şekilde ve tam da yerinde görme olanağı bulmuş olduk.

Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Çetin Gürol ve Anadolu Ajansı muhabiri İsa Turhan ile birlikte bir günlüğüne gittiğimiz Diyarbakır’da meslektaşlarımızın hangi koşullarda çalıştığını yerinde gördük, analiz yaptık. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Veysi İpek’e de bize bu olanağı sağladığı için yeri gelmişken teşekkür etmek isterim.

Diyarbakır’da gerek gazete ziyaretlerinde gerekse birebir olarak görüştüğümüz gazeteciler sorunlarını anlatırken Türkiye’nin diğer şehirlerindeki meslektaşlarımızın söylediklerini söylemiyorlar.

Can tehlikesinden bahsediyorlar örneğin.

Terörün, çatışmaların, patlayan bombaların, iki arada-bir derede kalmanın, bir tarafa çekilmek zorunda bırakılmanın, işten çıkarılma ve evlerinden göç etmenin zorluklarını anlatıyorlar.

Terörist saldırılardan korkarak mesleğini yürütürken, bazı emniyet güçleri tarafından potansiyel suçlu olarak görülmekten duydukları rahatsızlığı dile getiriyorlar. Anlayış bekliyorlar, sadece gazetecilik yapmak istiyorlar.

Birçok meslektaşımızın, yaşanan olaylar yüzünden psikolojisi bozulmuş durumda. Birçoğu ekonomik sorunlarla boğuşuyor.

 

Biz de Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti olarak bir çalışma yürütüyoruz. Diyarbakırlı 15 gazeteci arkadaşımızı 24-25 ve 26 Mayıs tarihlerinde 3 günlüğüne Gebze’de ağırlayacağız. Hem bir nebze olsun dinlendirip psikolojilerinin düzelmesine yardımcı olmak hem de oradaki gazeteciliğin zorluklarını tüm Türkiye’nin duymasını sağlamaya çalışacağız. Bu projenin tüm Türkiye’ye örnek olarak yayılmasını ve sahiplenilmesini umut ediyoruz.