İntihar değil, cinayet

  • 2016-01-06 02:32:48 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
İntihar değil, cinayet

Evinin kömürlüğünde asılı olarak bulunan Gebze tanınmış ailelerinden 78 yaşındaki Hayati Kırcalı’nın, bir cinayete kurban gittiği bilirkişi raporu ile belirlendi. 15 Nisan 2014’te gerçekleşen olayda, Hayati Kırcalı’nın intihar ettiği iddia edilmişti.

 Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma dosyası, Adli Tıp Kurumu’nun zehir incelemesi yapmaksızın, sadece sentetik uyuşturucular testi sonucuna dayanarak, olayın intihar sonucu gerçekleştiği iddia edilip kapatılmıştı. Kırcalı ailesi, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından verilen cinayet ihtimalinin güç kazandığı yönündeki bilirkişi raporuyla bu karara itiraz etti. Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda, Hayati Kırcalı’nın kendisini asabilmesinin mevcut koşullar ve ortam şartları göz önüne alındığında mümkün olmadığı, elde edilen bulguların, başka biri ya da birileri tarafından asılmış olabileceğini gösterdiği ve soruşturmanın cinayet olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Ailenin bilirkişi raporuyla yaptığı itirazı sonucunda, soruşturma dosyası savcılık tarafından yeniden açıldı.

 

ZEHİRLEREK Mİ ÖLDÜRÜLDÜ

 

Hayati Kırcalı’nın zehirlenerek öldürüldüğü, daha sonra intihar süsü verilmek amacıyla asıldığı ihtimali üzerinde duruluyor. Kırcalı ailesi, bu konuda Adalet Bakanlığı’na da soruşturmanın dikkatle yürütülmesi konusunda çağrı yaptı. Aile, 2 yıldır soruşturmayla ilgili Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık’a da başvuruda bulundu. Bu arada Hayati Kırcalı’nın şüpheli ölümüyle ilgili dosyanın kapatılmasından hemen sonra eşi Sıdıka İmran Kırcalı, şüpheli bir olayda başından ve kolundan ağır şekilde yaralandı.

İntihar ederek öldüğü iddia edilen Hayati Kırcalı’nın oğlu İsmail Kırcalı’’Yaklaşık 2 sene önce babamı 15 Nisan tarihinde acı bir şekilde kaybettik. Babam şüpheli bir şekilde kömürlükte asılı vaziyette bulundu. Bunun sonrasında olay yerinde yapılan inceleme, delil toplama aşamaları ve sonraki süreçlerde bir takım eksiklikler dolayısıyla dosyanın daha sonra 2015’in Temmuz ayında kapatıldığını öğrendik. Bununla ilgili İstanbul Üniversitesi’nden Adli Tıp Ana Bilim Dalı’ndan da bilirkişi raporu talep ettik. Onlar da bir bilirkişi raporu hazırladılar. Bilirkişi raporu ile birlikte tekrar savcılığa itirazda bulunduk karara. Bizim de can tehlikemizin bulunduğunu belirttik bu itirazımızda. 2 ay öncesinde de korktuğumuz şeylerden biri de başımıza geldi. Annem yan tarafta devam etmekte olan inşaatta o gün herhangi bir çalışma olmamasına rağmen başına demir düştü. Bu düşen demir inşaattan yaklaşık 4 metre uzaklıkta ve yolun ortasında diyebileceğimiz uzaklıktaydı. Ve o esnada inşaatta ciddi bir çalışma belirtisi de yoktu. Ölümcül nitelikteki bu kazada bizim şüphelerimizi doğruladı. Babamın ölümü gerek bu kazayla ilgili tüm yetkililerin bir an önce katil veya katillerin yakalanması için gereğini yapmasını bekliyoruz. Bildiğimiz bir düşmanımız yok. Ama bilmediğimiz bize husumet besleyen, hasetlik yapan birisi var mı onu bilemiyoruz.” diye söyledi.

Kızı Necla Kırcalı Dede “Temmuz 2015 yılında babamın süren soruşturması gerekli incelemeler yapılmadan eksik bir şekilde kapatıldı. Bunun üzerine biz İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı’ndan bilimsel mütalaa talep ettik. Bu mütalaada babamın ortam ve koşullar dikkate alındığında ve gözünde 5-6 numara gözlük olmaksızın kendisini asabilmesinin mümkün olmadığı birileri tarafından asılma ihtimalinin, yani cinayet ihtimalinin söz konusu olduğunu bildirdiler. Biz de bu mütalaa ile savcılığa başvuru yaptık ve açıldı. Dosya kapatılır kapatılmaz annemin başına demirli kalas düşmesi ve  ölümden dönmesi  babamın şüpheli ölümü her iki olayın birbiriyle bağlantılı olduğunu düşündürüyor. Babamın katilinin ve annemin başına gelen olayın faillerinin adalet önüne çıkmasını istiyoruz. Katillerin bir an önce yakalanmasını istiyoruz.” diye söyledi.

 

Ölen Hayati Kırcalı’nın eşi 68 yaşındaki  Sıdıka İmran Kırcalı  “ Eşimin kesinlikle böyle bir şey yapamayacağını düşünüyorum. Hiçbir sorunu yoktu. Onu bu şekilde bulunca hepimiz şok olduk. Eşimin hiçbir rahatsızlığı, sorunu yoktu. Umreye gittik, Hac’a gittik. 5 vakit namazını kılan birisiydi. Ben kendisinin bu işi yapabileceğini sanmıyorum. Eşimi birisi veya birileri öldürdü dedi.