Levent Altun yazdı

  • 2015-06-28 10:46:35 Tarihinde Yazıldı
  • yazdir Yazdır
Levent Altun yazdı

Kimileri siyasi partileri insanlara benzetiyor. İki insan arasında bir kavga yaşandığında ve bu kavga biraz şiddetliyse, aralarındaki tüm iletişim kopar. Birçoğu da tekrar görüşme tenezzülünde bile bulunmaz. Sonuçta dünyada yaklaşık 6 milyar, memlekette de 80 milyona yakın insan var!

Oysa siyasi partilerin aralarındaki iletişim insanlar arasındaki iletişimden çok ama çok farklıdır. Siyasi partiler, milyonlarca insandan teşekkül eden ve o insanların oylarıyla cüsse kazanan kurumlar.

Siyasi partilerin başındaki kişiler de, aslında milyonlarca insanın söz sahibi olduğu bir kurumun sadece sözcüleridir.

Böyle bir girişi neden yaptığımı söyleyeyim.

7 Haziran seçimlerinden sonra tek hükümet dönemi sona erdi. Bir siyasi parti tek başına hükümet kuramayacak. Yani seçmen 7 Haziran’da çok net mesaj verdi. Bu ülkeyi sadece bir siyasi parti yönetmesin.

Her parti öncelikle bu mesajı çok iyi algılamalı. Bu mesajı algılamayan, algıladığı halde halkın bu kararına sırt çeviren siyasi parti ilk seçimlerde büyük sıkıntı yaşar.

Bu çok net.

Peki hangi partiler, nasıl davranış sergiledi geçen süreçte.

HDP en başından beri AKP ile koalisyon yapmayacağını çok keskin bir ifadeyle açıkladı. HDP’nin MHP ile de koalisyon yapma olanağı hiç yok. CHP ile yapmaları da matematiksel olarak mümkün olmadığına göre, koalisyonlarda HDP formülü mümkün değil.

MHP ise hem AKP hem de CHP ile (dışarıdan HDP destekli) hükümet kurma senaryolarına pek sıcak bakmıyor. Hatta son birkaç gündür ipleri tamamen koparma noktasında. AKP ile CHP kursun, biz ana muhalefet olalım düşüncesinde.

HDP’yi de mecliste yok saydığını ifade eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu tavırları uzlaşma kültüründen çok uzak şeklinde değerlendiriliyor.

HDP ile MHP’nin hükümette olmadığı bir senaryoda, matematiksel olarak geriye sadece AKP ile CHP’nin hükümet kurma seçeneği kalıyor.

Yüzde 41 oy alan ve 258 milletvekili çıkaran AKP’nin hükümette yer alması en olağan bir durum. Bunun yanı sıra, ikinci sırada yer alan CHP’nin de hükümette yer alması aslında doğal bir gelişim olmasına rağmen bugüne kadar hükümet ile ana muhalefet partisinin koalisyon kurma geleneği olmadığı için yadırganıyor.

Oysa kesinlikle yadırganacak bir durum yok ortada. Durum CHP açısından çok daha kritik ve önemli.

Eğer HDP ve MHP gibi koalisyondan kaçmayı, uzlaşı kültürünü yok saymayı ve ülkenin istikrar ve geleceğini tehlikeye atma kolaycılığını gösterirse halk CHP’yi de cezalandıracaktır.

Aslında AKP+CHP koalisyonu ülkede bir normalleşme süreci başlatma ve bazı dengeleri oturtma açısından olumlu bir gelişme sağlayacaktır.

İki partinin söz sahibi olduğu hükümet, toplumu rahatsız eden marjinal kararları bir kenara bırakıp ülke sorunlarına daha ciddi eğilecektir.

Hem AKP’nin sözünü ettiği istikrar ve büyüme devam etmiş olacak hem de CHP’nin seçim meydanlarında söz verdiği asgari ücret, emeklilere ikramiye gibi vaatleri hayat bulma şansı bulacaktır.

 

Sonuç olarak sandıktan çıkan sonuç ve görünen tabloda AKP+CHP hükümeti görünmektedir ve bu asla korkulacak bir öcü değildir.